Kredi Verme Suçunu Zimmet Suçu
Olmaktan Çıkaran 687 Sayılı KHK ile
Getirilen Değişiklik

Amendment Made With Decree Law No. 687 Excluding Loan Offense
Being an Embezzlement Offense

Ufuk ÜNLÜ

Niteliği ve yapısı itibariyle özel olarak düzenlenmesi gereken bir alan olan bankacılık faaliyeti, banka personelinin görevleri nedeniyle suç işlemeleri halinde bunlara uygulanacak yaptırımlar açısından genel suçlardan farklı düzenlemeleri gerektirmektedir. Bu amaçla 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 160’ıncı maddesinde yer alan zimmet suçu, özel hukuk hükümlerinin işlediği bankacılık alanına özgü bir suç olarak belirlenmiş ve hem kovuşturma usulü hem de görevli mahkeme ve benzeri hükümleri açısından Türk Ceza Kanunu’ndaki zimmet suçundan farklı olarak düzenlenmiştir. Ayrıca 2017 yılı itibariyle kredi kullandırmaya ilişkin birtakım eylemlerin zimmet suçunu oluşturmayacağına ilişkin önemli bir değişikliğe gidilmiştir. Bu yazımızda, zimmet suçunu işleyen kamu bankaları görevlilerine uygulanacak yasal düzenleme hakkında yapılan son değişiklik hususunda bilgi verilecektir.

Bankacılık Faaliyeti, Kamu Bankası, Zimmet, Etkin Pişmanlık, Memur.

Banking activities, which are classified in a field where special arrangements are required because of their attributions and structures, necessitate regulations disparate with regards to sanctions which would be applied in case a bank personnel commits an offense through the assigned tasks. The embezzlement offense which was set forth under the article 160 of Banking Law no 5411 has been designated as an offense specific to banking field where provisions of private law are applied and has been arranged different from the embezzlement offense in Turkish Penal Code with regards to both the prosecution procedures and the competent court and similar provisions. Furthermore, as of the year 2017 an important amendment has been made on that some actions taken to make loans available shall not constitute the offense of embezzlement. In this paper information will be given on the recent amendment made in legal arrangements which will be applied to responsible persons who committed the embezzlement offense in state banks.

Banking Activities, State Bank, Embezzlement, Effective Remorse, Officer.

1. Giriş

Banka; sermaye, para ve kredi üzerine her türlü işlemleri yapan, fon toplayan ve kullandıran iktisadi bir kuruluştur. Tanımdan da anlaşılacağı üzere, bankalar ve bankacılık sektörü kendine özgü faaliyetleri olan ve bu nedenle kendine özgü düzenlemeler gerektiren bir alandır. Bu amaçla hazırlanan 5411 sayılı Bankacılık Kanunu, finansal piyasalarda güven ve istikrarın sağlanmasına, kredi sisteminin etkin bir şekilde çalışmasına, tasarruf sahiplerinin haklarının ve menfaatlerinin korunmasına ilişkin usul ve esasları düzenlemektedir.

Aynı şekilde, bankacılık alanında işlenen suçların, genel suçlardan farklı olarak düzenlenmesi gerekmektedir. Bu amaçla, 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 160’ıncı maddesinde düzenlenen zimmet suçu, Türk Ceza Kanununun “Kamu İdaresinin Güvenilirliğine ve İşleyişine Karşı Suçlar” başlıklı bölümünün 247’nci maddesinde düzenlenen zimmet suçuna paralel hükümler içeren özel bir zimmet suçudur. Bu suçun failleri, kamu görevlisi olmadıkları halde, söz konusu suça vücut verebilmektedirler.

Çalışmamızda, kamu görevlilerince işlenen zimmet suçuna uygulanan yasal düzenlemeler üzerinde durulacaktır.

2. Yürürlüğe Giren Son Değişiklik

02.01.2017 tarihli ve 687 sayılı KHK’nın 4’üncü maddesiyle, 5411 sayılı Kanunun 160’ıncı maddesine yeni bir fıkra eklenmiştir. Söz konusu fıkra hükmü şu şekildedir; “Bankacılık mevzuatı ile bankacılık usul ve prensiplerine uygun kredi kullandırma, bu kredileri temdit etme veya ek kredi kullandırma, taksitlendirme, teminata bağlama yahut sair yöntemlerle yeniden yapılandırma işlemleri zimmet suçunu oluşturmaz.”

Yapılan değişiklikle, kredi kullandırma, kredileri temdit etme, ek kredi kullandırma, taksitlendirme, teminata bağlama ve yeniden yapılandırma işlemleri zimmet suçu kapsamından çıkarılmıştır. Değişikliğe ilişkin madde gerekçesinde de, bankacılıkta kredi kullandırılmasına ilişkin usul ve esasların 5411 sayılı Bankacılık Kanununda ve alt düzenlemelerinde detaylı olarak düzenlendiği, kredi kullandırılmasına ilişkin “bankacılık usul ve prensipleri” ifadesinden; yazılı olarak oluşturulması gereken kredi tahsis/kullandırım süreçlerinin ve kurallarının, kredi verme sürecinde açıkça belirtilmesi gereken görevlerin, yetkilerin, sorumlulukların sınırlarının ve sağlanması gereken gerekli bilgi-belge düzeninin anlaşılması gerektiği; kredi kullandırılmasına ilişkin kararların bankacılık usul ve prensipleri çerçevesinde, tedbirli bir yöneticinin özeniyle, bankanın menfaatlerine ve dürüstlük kurallarına uygun alınması gerektiği; bankacılık usul ve prensipleri çerçevesinde detaylı değerlendirme yapıldıktan sonra alınan ticari karar çerçevesinde tedbirli şekilde kredi kullandırılmışsa zimmet iddiasında bulunulamayacağı belirtilmiştir.1

Değişiklik üzerine Türkiye Bankalar Birliğinin 09.02.2017 tarihli kamuoyu duyurusu yayımlanmıştır:

“Bankacılık Kanunu 160’ıncı maddede yapılan değişiklik ile kredi kullandırma ve yapılandırmalarda yaşanan belirsizlik ortadan kalkmıştır. Düzenleme zimmet suçuna ve cezalandırılmasına ilişkin bir değişiklik getirmemiştir. Yapılan değişiklikle kurallara uygun kredi kullandırmanın ve yapılandırmaların zimmet suçu olmadığı açıkça düzenlenmiştir. Bu sayede uygulamada farklı yorumlamalardan kaynaklanan ve çok ciddi sorunlara neden olan belirsizlik ve tereddüt ortadan kalkmıştır. Düzenleme ile getirilen “Bankacılık mevzuatı ile bankacılık usul ve prensiplerine uygun kredi kullandırma, bu kredileri temdit etme veya ek kredi kullandırma, taksitlendirme, teminata bağlama yahut sair yöntemlerle yeniden yapılandırma işlemleri zimmet suçunu oluşturmaz” ifadesi ile bankacılıkta kredi ve ek kredi kullandırma, temdit etme, taksitlendirme, teminata bağlama veya diğer yöntemlerle yeniden yapılandırma işlemlerinin bankacılık mevzuat ve ilkelerine uygun olsa da zimmet suçunun oluşabileceğine ilişkin yorumlamaların önüne geçilmiştir. Değişiklik bankaların ve bankacıların bankacılık mevzuatına, doğru risk yönetimi ilke ve prensiplerine ve uluslararası iyi düzenlemelere uygun hareket etmeye devam edeceklerini teyid etmektedir. Ekonomik faaliyetin krediler yoluyla finansmanına, büyümeye ve istihdama olumlu katkı yapacak olan düzenleme nedeniyle Sayın Cumhurbaşkanımıza, Sayın Başbakanımıza, Hükümetimize, Başbakan Yardımcımıza, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’muza ve ilgili diğer tüm kurumlarımıza anlayışları ve yaklaşımlarından dolayı şükranlarımızı sunarız.”

Düzenlemenin yapılma gerekçesinde ve açıklamalarda, zimmet suçuna ilişkin belirsizliklerin giderildiği, farklı yorumlamaların ortadan kaldırıldığı, uzun dönemde ekonominin hızlanacağı ve bankacılık usul ve prensipleri kapsamında kredi kullandırılacağı ifade edilmiştir. Nitekim söz konusu değişiklikle, zimmet suçunun alanı daraltılmış ve bankacılık usul ve prensiplerine uygun kredi kullandırma işlemleri suç kapsamı dışına çıkarılmıştır.

3. Kamu Bankaları Görevlilerinin Memur Sayılmaması

399 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye (KHK) tabi olan kamu bankalarının söz konusu KHK’nın 11’inci maddesinin (b) bendinde; “Teşebbüslerin ve bağlı ortaklıkların paralarına ve para hükmündeki evrak ve senetlerine ve diğer mevcutlarına karşı işledikleri suçlar ile bilanço, tutanak, rapor ve benzeri her türlü belge ve defterleri üzerinde işledikleri suçlar ile ifa ettikleri görevlerinden doğan suçlardan dolayı memur sayılarak haklarında Türk Ceza Kanununun 2’nci kitap üçüncü ve altıncı bölümlerindeki hükümler uygulanır” denilmek suretiyle, tüm görevlilerin görevlerinden doğan suçlar nedeniyle memur sayılacakları belirtilmişti.

Ancak, 15.11.2000 tarihinde yürürlüğe giren 4603 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Ziraat Bankası, Türkiye Halk Bankası Anonim Şirketi ve Türkiye Emlak Bankası Anonim Şirketi Hakkında Kanunun 1’inci maddesiyle, bahse konu bankaların anonim şirket statüsünde oldukları ve Kanunda yer alan hükümler dışında 4389 sayılı Bankalar Kanunu ile genel hükümlere tabi oldukları hükme bağlanmıştır. Aynı maddede, bankalara 399 sayılı KHK hükümlerinin uygulanmayacağı belirtilmiştir. Bu hükümler neticesinde kamu bankaları görevlileri memur olarak kabul edilmemiştir.

Ayrıca, 30.01.2002 tarihli ve 4743 sayılı Malî Sektöre Olan Borçların Yeniden Yapılandırılması ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun geçici 1’inci maddesinin son fıkrasıyla, Türkiye Cumhuriyeti Ziraat Bankası Anonim Şirketi, Türkiye Halk Bankası Anonim Şirketi ve Türkiye Emlâk Bankası Anonim Şirketi yönetim, denetim ve tasfiye kurulu üyelerinin ceza ve idare hukuku bakımından memur sayılmayacaklarına işaret edilmiştir.

Mevcut düzenlemeler neticesinde, Türkiye Cumhuriyeti Ziraat Bankası Anonim Şirketi, Türkiye Halk Bankası Anonim Şirketi ve Türkiye Emlâk Bankası Anonim Şirketi yönetim, denetim ve tasfiye kurulu üyeleri memur olarak sayılmamışlar ve böylece Türk Ceza Kanununda yer alan zimmet suçunun bu görevliler açısından tatbik edilme olanağı kalmamıştır.

;