Ceza Yargılamasında Şüpheliye veya 
Sanığına Eşi Bireysel Başvuruda 
Bulunabilir mi?

Akif YILDIRIM

I. Genel Açıklamalar

Yargı kararlarının her zaman hukuka uygun şekilde verildiği söylenemez. Yasamanın ve yürütmenin hatalı işlemleri ve uygulamaları, yargı yoluyla çözümlenmektedir. Yargılama makamlarının hatalı kararlarının çözümü ise yine yargı içinde olmaktadır.

Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 7.11.2006 tarihli ve E. 2006/4-227, K. 2006/228 sayılı kararında belirtildiği üzere, yargı kararlarında "maddi hata" veya “yazım hatası” diye isimlendirilen ve esasen olağan bir dikkatin ve özenin gösterilmesi hâlinde gerçekleşmeyecek olan isim, yaş ve hesap hataları beşeri; takdire dayalı değerlendirme hataları ise hukuki hatalardır. Hukuki hatalar, mevzuatın izin vermesi şartıyla aynı merci tarafından yeniden yapılacak değerlendirmeyle veya kanun yolu başvurusuyla giderilebilir. Gerçekten de yargı kararının hukuka uygun olup olmadığına yönelik uyuşmazlığın bir yargı makamınca giderilmesi gerekir. Bu, uyuşmazlığın çözülmek üzere başka bir yargılama makamının önüne getirilmesi kanun yoluna başvurmak ile mümkündür. Diğer bir ifadeyle, davasız yargılama olmaz ilkesi kanun yollarında da geçerlidir.

Kanun yollarına başvurabilecek kişiler, hukuki menfaatleri etkilenen kişilerdir1 Toplum adına hukuka aykırı kararlara karşı kanun yollarına başvuracak kişi ise Cumhuriyet savcısıdır.

Hâkim ve mahkeme kararlarına karşı Cumhuriyet savcısı, şüpheli, sanık ve bu Kanuna göre katılan sıfatını almış olanlar ile katılma isteği karara bağlanmamış, reddedilmiş veya katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunanlar için kanun yolları açıktır (CMK m.260/1). Avukat, müdafiliğini veya vekilliğini üstlendiği kişilerin açık arzusuna aykırı olmamak şartıyla kanun yollarına başvurabilir (CMK m.261). Şüpheli veya sanığın yasal temsilcisi ve eşi, şüpheli veya sanığa açık olan kanun yollarına süresi içinde kendiliklerinden başvurabilirler. Şüphelinin veya sanığın başvurusuna ilişkin hükümler, bunlar tarafından yapılacak başvuru ve onu izleyen işlemler için de geçerlidir (CMK m.262).

II. Bireysel Başvuru Hakkına Sahip Olanlar

30.3.2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanunun “Bireysel başvuru hakkına sahip olanlar” kenar başlıklı 46’ncı maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

“Bireysel başvuru ancak ihlale yol açtığı ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal nedeniyle güncel ve kişisel bir hakkı doğrudan etkilenenler tarafından yapılabilir.”

Anılan düzenlemeye göre, bir kişinin Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmesi için üç temel ön koşulun birlikte bulunması gerekmektedir. Bu ön koşullar; başvurucunun, kamu gücünün eyleminden veya işleminden ya da ihmalinden dolayı "güncel bir hakkının ihlal edildiği" iddiasında bulunması, iddia edilen ihlalden kişinin "kişisel olarak ve doğrudan" etkilenmiş olması ve bunların sonucunda başvurucunun "mağdur" olduğunu iddia etmesidir2.

4.12.2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 262’nci maddesinin (1) numaralı fıkrası uyarınca eşler, ceza muhakemesinde bu sıfatları devam ettiği sürece şüpheliye ve sanığa açık bulunan kanun yollarına onlardan bağımsız larak (kendiliklerinden) ve koşulsuz şekilde başvurabilirler. Ancak ceza yargılamasında şüphelilerden veya sanıklardan birinin (temsil yetkisi olmayan) eşinin, bireysel başvuruda bulunup bulunmayacağı tartışmalıdır.

III. Anayasa Mahkemesinin Konuyla İlgili Güncel İçtihadı

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü konuyla ilgili olarak, 20.7.2017 tarihinde (B. No: 2014/16741), yargılamanın yenilenmesi talebinin hukuka aykırı olarak reddedilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine yönelik şikâyetin kişi bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.

Başvuruya konu olaylar şöyledir:

Başvurucu, hükümlü Ç.E.’nin eşidir. Başvurucu, eşini temsile yetkili olduğuna ilişkin bir delil de sunmamış ve vasisi olduğunu beyan etmemiştir.

Başvurucunun eşi Ç. E., Kırklareli Ağır Ceza Mahkemesinin (Mahkeme) 18.12.2008 tarihli kararıyla yağma suçundan 5 yıl hapis cezasına mahkûm edilmiştir. Anılan karar, Yargıtay 6. Ceza Dairesi tarafından onanmıştır.

Başvurucu, yargılama aşamasında eşi Ç. E.’nin hukuki yardım alamadığını, yargılamayı sağlıklı şekilde takip edemediğini, kanuni ve takdirî indirim hükümlerinin kararda tartışılmadığını, hükme esas alınan tanık beyanının gerçeği yansıtmadığını belirterek eşi adına yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunmuştur. Mahkeme 7.7.2014 tarihinde yargılamanın yenilenmesi talebini reddetmiştir.

Anılan karara yapılan itiraz da 29.8.2014 tarihinde reddedilmiştir

Başvurucunun iddiaları

Başvurucu, beyanları mahkûmiyete esas alınan tanık S. S.’nin mahkeme huzurunda verdiği ifadesinin görgüye dayalı olmadığını ve gerçeği yansıtmadığı yönünde imzalı belge verdiğini, bu hususun yeni delil niteliğinde olduğunu, deliller toplanmadan yargılamanın yenilenmesi talebinin reddedildiğini belirterek eşinin Anayasa'nın 36’ncı maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

Anayasa Mahkemesinin Değerlendirmesi;

Anayasa Mahkemesi bu iddialar kapsamında özetle aşağıdaki değerlendirmeleri yapmıştır:

Bireysel başvuruda “mağdur” kavramı, ceza muhakemesindeki kurallardan ayrı olarak yorumlanır. Bireysel başvuruda, ceza muhakemesinde olduğu gibi eşlerin bu sıfatları devam ettiği sürece bağımsız şekilde ve koşulsuz olarak başvuru yapmaları yeterli görülmemiştir. İhlale yol açtığı ileri sürülen kamu gücü işlemi, eylemi ya da ihmali nedeniyle güncel ve kişisel bir hakkı doğrudan etkilenenlere bireysel başvuru hakkı tanınmıştır.

Başvuruya konu yargılama, başvurucunun eşiyle ilgilidir. Başvurucu, eşini temsile yetkili değildir. Vasisi olmadığı için, başvurucuyu temsile yetkili olmayan eşin başvuruya konu edilen ve ihlale yol açtığı ileri sürülen kamu gücü eyleminden veya işleminden ya da ihmalinden dolayı güncel ve kişisel bir hakkının doğrudan etkilenmeyeceği, bu nedenle mağdur statüsü kazanamayacağı açıktır. Diğer bir ifadeyle, başvurucunun, sadece "eş" sıfatı adil yargılanma hakkı şikâyetleri bakımından ona mağdur statüsü kazandırmaz.

Açıklanan nedenlerle başvurunun diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin kişi bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

;