Medeni Usul Hukukunda Maddi
 Hataların Düzeltilmesi (HMK m.183)

Correcting Mistakes in Facts in Civil Procedure Law (HMK Art.183)

Emre KIYAK

Bir yargılama sırasında mahkemenin veya tarafların usul işlemlerinde yer alan maddi hataların nasıl düzeltileceği, 6100 sayılı Kanunun 183’üncü maddesinde öngörülmüştür. Belirtmek gerekir ki bu düzenleme, mülga 1086 sayılı Kanunun konuya ilişkin düzenlemesinden (m. 80) bazı farklara sahiptir. Bu çalışmanın amacı, 6100 sayılı Kanunun 183’üncü maddesinin uygulanma alanını tespit etmeye yönelik tartışmalara zemin hazırlamaktır.

Medeni Usul Hukuku, Usul İşlemleri, Maddi Hataların Düzeltilmesi, 6100 sayılı Kanun, m.183.

How to correct the mistakes in facts in procedural acts of court or parties during a trial is prescribed in art. 183 of Code no. 6100. It is necessary to state that this regulation has some differences from relating article (art. 80) to the matter of former Code no. 1086. Purpose of this study is to set ground for discussions devoted to determine the range of application of art. 183 of Code no. 6100.

Civil Procedure Law, Procedural Acts, Correcting of Mistakes in Facts, Act no. 6100, Art. 183.

Giriş

Yargılama sırasında, gerek taraf usul işlemlerini gerek mahkeme usul işlemlerini içeren belgelerde bazı yazım yanlışlarının yapılması muhtemeldir. Basit nitelikteki yazım yanlışlarının düzeltilmesi için usul hukukunda maddi hataların düzeltilmesi müessesesi kabul edilmiştir. Medeni usul hukukunda bu müessese, mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun (HUMK), “İki tarafın hak ve vazifeleri” başlıklı beşinci faslında yer alan 80’inci maddesinde; “İki tarafın veya hâkimin, zahir ve açık olan yazı ve hesap hataları daima tashih olunabilir. Bu tashih neticesinde bir münazaa, mahiyetini değiştirir veya halledilmiş bulunursa masarifi muhakemeyi tayinde bu cihet nazarı dikkate alınır” şeklinde düzenlenmişti. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununa (HMK) kadar hazırlanan tasarılarda anılan düzenlemenin kayda değer bir değişikliğe uğramadığını söylemek mümkündür1 .

HMK’da bu müessese, Kanunun üçüncü kısmının beşinci bölümündeki “ıslah ve maddi hataların düzeltilmesi” başlıklı altıncı ayırımında yer alan 183’üncü maddede, “tarafların veya mahkemenin dava dosyasında bulunan belgelerdeki açık yazı ve hesap hataları, karar verilinceye kadar düzeltilebilir. Taraflardan birinin yazı veya hesap hatasını düzeltmesi sonucu yargılama uzamışsa, yargılama giderlerinin belirlenmesinde bu durum da dikkate alınır” şeklinde düzenlenmiştir. HUMK’da ve HMK’da yer alan düzenlemeler arasındaki temel farkları şu şekilde sıralamak mümkündür:

İlk olarak, HUMK m.80’de yargılama giderlerinin belirlenmesinde maddi hataların düzeltilmesinin etkili olabilmesi için, uyuşmazlığın mahiyet değiştirmesi veya halledilmiş olması gerekmektedir. HMK m.183 ise, aynı etkinin söz konusu olmasını yargılamanın uzamış olmasına bağlamıştır. Fikrimizce, hüküm lafzında getirilen bu değişiklikle 183’üncü maddenin, sadece basit nitelikteki yazı veya hesap hatalarının düzeltilmesinde uygulanabileceği dolaylı bir şekilde vurgulanmıştır. Gerçekten de ileride ele alınacağı üzere, HMK’nın taraf değişikliği hususunda sunmuş olduğu imkânlar sebebiyle, maddi hataya dayanan yanlış hasım gösterimlerinde 183’üncü maddeye gerek (ve olanak) olmayacaktır.

İkinci olarak, HUMK m.80’de bu etkinin doğması için düzeltme işleminin taraflarca yapılmış olması gerektiğine ilişkin bir ibareye yer verilmemiş olmasına rağmen, HMK m.183’de açıkça “… taraflardan birinin yazı veya hesap hatasını düzeltmesi sonucu yargılama uzamışsa…” ibaresine yer verildiği için, mahkemenin re’sen yapmış olduğu düzeltmeler, yargılama giderlerinin belirlenmesinde (doğal olarak) dikkate alınmayacaktır.

Bu çalışmanın amacı, maddi hataların düzeltilmesi müessesesinin nasıl uygulanması gerektiğini Yargıtay kararları ışığında ortaya koymaya çalışmaktır. Şimdiden belirtmek gerekir ki, Yargıtay’ın doğrudan 183’üncü maddeye (HUMK m.80) ilişkin vermiş olduğu içtihatlar pek fazla değildir. Fakat hükümlerin tashihi prosedüründe yer alan maddi hata ile 183’üncü madde anlamındaki maddi hata arasında bir paralellik bulunduğundan, bu düzenlemeye (m. 304) ilişkin kararlardan da yararlanılmaya çalışılmıştır.

Çalışmada ilk olarak, maddi hataların düzeltilmesi kavramının, ıslah ile hükmün tashihi ve tavzihinden farklarına genel hatlarıyla değinilecektir. Sonrasında ise, maddi hataların düzeltilmesine ilişkin hükmün uygulanma alanı çeşitli açılardan inceleme konusu yapılacaktır. Bu hususa yönelik açıklamaları maddi hataların düzeltilmesi usulü takip edecektir. Sonuç bölümünde ise konuya ilişkin genel bir değerlendirme yapılacaktır.

1. Maddi Hataların Düzeltilmesinin Benzer Müesseselerden Farkları

Maddi hataların düzeltilmesi, uygulamada sıklıkla kullanılan bir prosedür olmamakla birlikte, taraf usul işlemlerinde gerçekleştirilen bir düzeltmenin, ıslah (m. 176 vd.) mı yoksa maddi hataların düzeltilmesi kapsamında mı değerlendirileceğinin tespit edilmesi noktasında, bu prosedürün ıslah ile genel bir karşılaştırmasının yapılması isabetli olacaktır. Bunun gibi, hükmün tashihi (m. 304) de maddi hataların düzeltilmesine odaklanan bir prosedür olmakla birlikte, söz konusu usulî imkânın kullanılması, mahkemenin vermiş olduğu hükümlerle sınırlı olduğundan; hükmün tavzihi (m. 305) ise hükümdeki açık olmayan noktaların ve çelişkilerin giderilmesine odaklandığından, maddi hataların düzeltilmesi ile söz konusu düzenlemeler arasındaki farkların genel bir perspektiften ortaya konması yararlı olacaktır.

Maddi hataların düzeltilmesi, tarafların veya mahkemenin dava dosyasında bulunan belgelerdeki açık yazı ve hesap hatalarının düzeltilmesini amaçlayan bir prosedürdür. Bu noktada vurgulamak gerekir ki, ıslahtan farklı olarak, maddi hataların düzeltilmesine ilişkin m.183, sadece tarafların kullanabileceği bir usulî imkân olma sınırlarını aşmaktadır. Gerçekten, dava dosyasındaki açık yazı ve hesap hatalarının giderilmesi, yargılamanın sağlıklı bir şekilde yürütülüp sonuçlanmasına doğrudan hizmet ettiğinden, bu yöndeki hataların ortadan kaldırılması, sadece taraflara tanınan bir usulî imkân olmayıp mahkemenin re’sen yapabileceği bir düzeltmedir. Bu nedenle m.183’te yer alan “… karar verilinceye kadar düzeltilebilir…” ibaresini, söz konusu düzeltmelerin yapılmasının mahkemenin takdirine kaldığı şeklinde anlamaktan ziyade, m.183’ün cari olabileceği zaman dilimi olarak anlamanın daha isabetli olacağı fikrindeyiz.

Tarafların, usul işlemlerinde düşebilecekleri yanlışlıkları düzeltmeye, bırakabilecekleri eksiklikleri tamamlamaya ve bu şekilde adaletli karar verilmesini sağlamaya yönelen2ıslah prosedürünün odak noktası iddianın ve savunmanın genişletilmesi/değiştirilmesi kapsamına giren hususlardır. Bu bağlamda maddi hataların düzeltilmesi ile ıslah arasındaki temel fark da, her iki prosedürün amacının birbiriyle örtüşmemesi şeklinde tezahür etmektedir. Zira maddi hataların düzeltilmesi, iddianın ve savunmanın genişletilmesi/değiştirilmesi yasağını bertaraf etmek üzere kullanılabilecek bir usulî imkân değildir. Diğer deyişle, tarafların dilekçelerindeki maddi hataların düzeltilmesi iddianın veya savunmanın genişletilmesi/değiştirilmesi anlamına gelmeyecektir3 .

Maddi hataların düzeltilmesi ile ıslah arasındaki ikinci fark ise, her iki prosedürün uygulama alanında ortaya çıkmaktadır. Zira, maddi hataların düzeltilmesi, sadece taraf usul işlemlerinde değil; mahkeme usul işlemlerinde de cari olabilecek bir prosedür iken, ıslah, sadece taraf usul işlemlerinde cari olabilecek bir taraf usul işlemidir4.

Maddi hataların düzeltilmesi ile ıslah arasındaki bir diğer fark, iddianın ve savunmanın genişletilmesi/değiştirilmesi yasağının bertaraf edilmesini amaçlaması sebebiyle ıslahın, taraflarca, sadece bir kez kullanılabilecek (m. 176/2) bir usulî imkân olması; buna mukabil maddi hataların düzeltilmesine, ihtiyaç duyulan her anda başvurulabilmesidir.

;