Lisanslı Depo İşleticisinin Teslim Alınmayan Ürüne İlişkin Bildirim Yükümlülüğü

Notification Obligation of Licensed Warehouse Operator on Undelivered Product

Ali SELİM

Kısa sürede elden çıkarılması gereken organik karakterli bir ticari emtia olan bazı tarım ürünleri, sıkı kurallara bağlanan lisanslı depoculuk faaliyetiyle güvenli ve sürdürülebilir bir ticari sistemin doğmasına önayak olmuştur. Lisanlı depoculuk, gerek teknolojik açıdan donanımlı olması gerekse bilgi ve sorumluluk seviyesinin mevcut piyasanın üzerinde olması sayesinde kendi sektörü içerisinde fark yaratan bir faaliyet haline gelmiştir. Piyasaya önemli derecede yön veren bu faaliyet; mevzuata ilişkin yeterli bilgi ve birikimin olmaması, sektörde faaliyet gösteren aktörlerin lisanslı depo işleticisi karşısındaki pasif duruşu ve her şeyden önemlisi ilgili kurumların lisanslı depoculuk faaliyeti hakkında yeterli bilgilendirmeyi ve denetlemeyi yapamaması sebebiyle güvenli şekilde işleyen bir sistem olma konusunda yeterli seviyeye ulaşamamıştır. Bu anlamda ilgili mevzuatla düzenleme alanı bulan belli başlı konuların hukuki değerlendirmeye tabi tutulması zorunluluk arz etmektedir.

Lisanslı Depo İşleticisi, Mudi, Bildirim Yükümlülüğü, Saklama Sözleşmesi, Emredici Hüküm.

Some agricultural products which are organic commercial commodity and which have to be sold off in a short period of time pioneered rising of a secure and sustainable trade system prescribed licensed warehouse activities. Licensed warehousing became a distinctive activity within its own sector in virtue of both its technically equipped structure and its information and responsibility level higher than the current market. This activity which dominates the market at an important level couldn’t reach to an adequate level on being a system operating safely due to lack of sufficient know-how on legislations, inactive stance of actors working in the sector against licensed warehouse operators and most importantly insufficient briefing and auditing on licensed warehouse activities performed by the relevant institutions. In this sense it is obligatory to assess certain essential subjects regulated under relevant legislation.

Licensed Warehouse Operator, Depositor, Obligation to Notify, Safekeeping Contract, Mandatory Rule.

A. Lisanslı Depo İşleticisi ile Mudi Arasındaki Sözleşmenin Hukuki Niteliği

Lisanslı depoculuk faaliyeti kapsamında mudi ile lisanslı depo işleticisi arasındaki sözleşme açısından yapılacak hukuki nitelendirmede, öncelikle 5300 sayılı Tarım Ürünleri Lisanslı Depoculuk Kanunu m.15/1 hükmü dikkate alınmalıdır. “Ürün senedinin düzenlenmesi” yan başlıklı m.15’e göre, ürün senedi karşılığında yapılan teslimin satış değil, vedia akdine münhasır olduğu açıkça ifade edilmiştir. Gerçekten de taraflar arasında cereyan eden ticari ilişkinin niteliği incelendiğinde; mudi tarafından daha sonra teslim alınmak üzere lisanslı depo işleticisine bir taşınırın zilyetliğinin devredildiği akabinde, ya mudinin talebi yahut da mevzuat hükümleri gereğince ürünün depodan çıkarılarak yeniden mudiye teslim edildiği göze çarpmaktadır. Söz konusu durum, mevzuata ilişkin diğer hükümlerle birlikte değerlendirildiğinde, kanunkoyucunun esas amacı anlaşılır hale gelecektir. Zira Kanun tarafından öngörülen temel hukuk prensipleri ile hukuk objeleri dikkate alınmadan yapılacak herhangi bir yorum, taraflar arasındaki hukuki ilişkinin tespitinde güçlüklere yol açabileceği gibi konunun tamamen yanlış anlaşılmasına da neden olabilecektir.

Hukuki ilişkinin değerlendirilmesini esasen üç başlık altında toplamak mümkündür. Bunlardan ilki ve en önemlisi 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu m.763/1 hükmünde kendini bulmaktadır. Medenî Kanunun bu hükmüne göre, taşınır mülkiyetinin nakli için zilyetliğin devri tek başına yeterli olup başkaca bir hukuki işleme gerek bulunmamaktadır. Taşınır zilyetliğin iyiniyetli kişiye yetkisiz bir şekilde devredilmiş olması durumunda dahi, söz konusu taşınırın mülkiyeti yine TMK m.763/2 hükmüne göre bu iyiniyetli kişiye devrolacaktır. Kısacası taşınır mülkiyetinin temelini oluşturan zilyetlik kavramı, aslında satış sözleşmesinin objektif esaslı unsurlarından birini oluşturmakta ve lisanslı depoculuk kapsamında bir bedel ödendiği de dikkate alındığında, bu ödemenin satım sözleşmesi bedeli olarak yorumlanabilmesi de gündeme gelebilmektedir. Bu anlamda lisanslı depo işleticisine ödenen bedelin, satım sözleşmesinin diğer objektif esaslı unsuru olan satım bedeli olarak yorumlanması, taraflar arasındaki hukuki ilişkinin satım sözleşmesi olarak değerlendirilmesine neden olabilecektir.

Kanunkoyucu, tarafından teslimin bir satış olarak değil, bir vedia olarak öngörmesinin altında yatan temel hukuki gerekçe bu olmakla birlikte, esas itibarıyla konunun diğer temel nedenlerinden biri de 4721 sayılı TMK’nın “Mülkiyetin saklı tutulması” yan başlıklı m.764 hükmüdür. İşbu madde hükmüne göre; başkasına devredilen bir malın mülkiyetinin saklı tutulması kaydı, ancak resmî şekilde yapılacak sözleşmenin devralanın yerleşim yeri noterliğindeki özel sicile kaydedilmesiyle geçerli olmaktadır. Gerçekten de taraflar arasında cereyan eden hukuki ilişki açısından taşınırın lisanslı depo işleticisine teslim edilmesi, ancak işin niteliği gereği mülkiyetin de mudide kalması gerekmektedir. Bu durumda mülkiyetin mudinin hukuk alanında kalmasının tek yolu m.764 hükmü gereğince yerleşim yeri noterinde özel sicile kayıt zorunluluğunun yerine getirilmesidir. Mudi tarafından depolanma hizmetinin yerine getirilmesi amacıyla lisanslı depo işleticisine teslim edilen ürünün özel bir sicilinin bulunmaması, hatta ve hatta piyasa şartları gereğince bu hususun mümkün olmaması sebebiyle söz konusu hukuki işlemin gerçekleştirilmesi mümkün olmamaktadır. Mülkiyeti muhafaza kaydı olmadan ücret karşılığında lisanslı depo işleticisine teslim edilen taşınırın, ilk değerlendirmede açıklandığı üzere, satım sözleşmesinin konusunu oluşturduğu rahatlıkla söylenebilecektir. Burada, detayları aşağıda açıklanacağı üzere, söz konusu teslimin satım sözleşmesinden ayrılması adına önemli bir kriterin gündeme geldiği söylenebilir.

;