AİHM Kararları Işığında Etkin Soruşturma:
 4483 Sayılı Memurlar ve Diğer Kamu
Görevlilerinin Yargılanması Hakkında
 Kanun Açısından Bir Değerlendirme

Effective Investigation in the Light of ECHR Decisions: An Evaluation From the Point of Act No.4483

İbrahim KILIÇASLAN

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi gereği etkin soruşturma yürütme görevi kapsamında taraf devletler can kaybı vukuu bulduğunda gerekli işlemleri tesis ederek gerçeğin ortaya çıkmasını sağlayacak mekanizmaları tesis etmek zorundadır. Bu, yaşam hakkının getirdiği pozitif bir yükümlülüktür. 1982 tarihli T.C. Anayasası’nın 129’uncu maddesinde ise memur yargılamasında izin sistemi benimsenmiştir. İzin sistemine ilişkin düzenlemelere 4483 sayılı Yasa’da yer verilmiştir. Memur veya diğer kamu görevlisi hakkında görevi nedeniyle bir suç işlediğinden bahisle Cumhuriyet Savcısı tarafından doğrudan soruşturma açılamaz. Savcı 4483 sayılı Yasa’nın gösterdiği merciden izin almak zorundadır.

Bu çalışma kapsamında 4483 sayılı Yasa’nın AİHM kararlarında ifade edilen etkin soruşturma kavramı karşısındaki durumu ele alınacak ve 4483 sayılı Yasa’nın etkin soruşturma yürütülmesinin önünde engel teşkil edip etmediği tartışılacaktır. Öncelikle memur yargılamasından bahsedilecek, daha sonra yaşam hakkının sonucu olan etkin soruşturma yürütülmesinin unsurlarına yer verilecektir. Akabinde etkin soruşturmanın unsurları ile 4483 sayılı Yasa’nın ilgili hükümleri değerlendirilecek ve son olarak 4483 sayılı Yasanın etkin bir soruşturmanın önünde engel olup olmadığı tartışılacaktır.

Etkin Soruşturma, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, 4483 Sayılı Yasa, Memur ve Kamu Görevlisi.

State parties should establish a mechanisms those will make the truth out by fulfilling the required procedures when there is a life loss within the scope of effective investigation task pursuant to the European Convention on Human Rights. This is a positive obligation brought by right to live. A permission system is adopted in judgment of civil servants in the article 129 of Turkish Republic Constitution dated 1982. The regulations on permission system are set forth in the Act no.4483. No direct prosecution can be started against a civil servant or other public officials by a Public Prosecutor by alleging an offense. The prosecutor should obtain permission from the authority stated in the Act no.4483.

In this study the situation of the Act no.4483 against the effective investigation concept stated in the ECHR decisions will be considered and it will be discussed whether the Act no.4483 is disrupting the performance of effective investigation or not. First of all the judgment of a civil servant will be stated, then elements of performance of effective investigation which is result of right to live will be included. Subsequently elements of effective investigation and relevant provisions of Act no.4483 will be evaluated and finally it will be discussed whether the Act no.4483 is disrupting performance of effective investigation or not.

Effective Investigation, European Convention on Human Rights, Act No.4483, Civil Servant and Public Official.

1. Giriş

İngiliz ve dünya demokrasi tarihinde baronlar tarafından Kral John’a imzalattırılan Magna Cartha’nın ayrıca bir önemi vardır. Söz konusu belgeyle, ilk defa kralın otoritesi kısıtlanmış ve demokratik yönetime doğru adımlar atılmaya başlanmıştır. İnsan haklarının tarihini incelerken Magna Cartha’dan çok söz edilir. Gerçekten de insan hakları kavramının ilk defa Magna Cartha ile başladığı kabul edilen temel görüştür.

Kökeni çok eskilere dayanan ‘insan hakları’ kavramı, supranasyonal kurumların teşekkül ettirilmesi ve bağlayıcı belgelerin imzaya açılması ile devletler açısından önemsenmesi iktiza eden bir müessese olmaya başlamıştır. Bu anlamda, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) hükümleri gereği taraf devletler, Sözleşmede ifade edilen hakların korunmasını matuf olmak üzere gerekli tedbirleri almakla mükelleftir.

AİHS’de ifade edilen haklar, taraf devletler tarafından güvence altına alınmak zorundadır. Söz konusu hakların tam anlamıyla güvence altına alınması için taraf devlet, hakkın kendisine yüklediği pozitif ve negatif yükümlülüğü eksiksiz yerine getirmelidir. Bu cümleden olarak, AİHS’de sayılan bir hakkın taraf devlete iki yönlü bir yükümlülük getirdiği ve bunların yapma (pozitif) ve yapmama (negatif) yükümlülüğü olarak ikiye ayrıldığı sonucuna ulaşılabilir.

;