Kamu Hastanesi Hekiminin,
 Hastayı Aydınlatma Yükümlülüğü ve
 Danıştay 15. Hukuk Dairesi Başkanlığı’nın, 2016/2124 E., 2017/665 K., 14.02.2017 T. Karar İncelenmesi

Public Hospital Physician’s Obligation to Inform Patient and Review of State Council Decision Dated 14/02/2017 No. 2016/2124 E., 2017/665 K.

Gültezer HATIRNAZ EROL

İncelemekte olduğumuz, Danıştay 15. Hukuk Dairesi Başkanlığı’nın, 2016/2124 E., 2017/665 K., 14/02/2017 tarihli kararında(**), idare mahkemesince, “penisilin alerjisi komplikasyon olduğundan personele atfı kabil kusur yoktur” şeklindeki Adli Tıp raporu dikkate alınarak maddi tazminat verilmemesi hukuka uygun görülmüş ancak hastaya aydınlatma yapılmadığından manevi tazminat verilmesi gerektiğine karar verilmiştir. Maddi tazminat yönünden dava reddedilmiş fakat karşı oy yazısında maddi tazminat yönünden de idare mahkemesi kararının bozulması gerektiği belirtilmiştir.Makalede, hem bu karar ayrıntılı olarak incelenmiş hem de hastayı aydınlatma yükümlülüğü konusu üzerinde durulmuştur.

Kamu Hastanesi, Hekim, Malpraktis, Tıbbın Kötü Uygulanması, Komplikasyon, Aydınlatma, Hasta Hakları, Alerji, İlaç, Danıştay.

In the State Council’s 15th Chamber decision dated 14/02/2017 No. 2016/2124 E., 2017/665 K. which we review, the administrative court considered justifiable the decision stating that no material compensation would be payable considering the Forensic Report which states there is no fault imputable to staff since there is penicillin allergic complication, however it is also decreed that moral damages should be paid since the patient haven’t been informed. The action had been dismissed for material compensation but in the dissenting vote explanation it is indicated that the administrative court’s judgment for the material compensation should be reversed.In the paper this decision is reviewed in detail and the subject of obligation to inform the patient is focused on.

Public Hospital, Physician, Malpractice, Medical Malpractice, Complication, Informing, Patient Rights, Allergy, Medicine, State Council.

I. Somut Olay

Dava, T. K.’ın 20.03.2010 tarihinde grip şikâyeti ile gittiği B.Dr. S.K. Eğitim ve Araştırma Hastanesinde uygulanan yanlış teşhis ve tedavi sonucu 12.04.2010 tarihinde beyin faaliyetleri tamamen bozulmuş bir şekilde taburcu edilmesi neticesinde uğradığı 100.000-TL maddi, 300.000-TL manevi tazminatın eylem tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsili istemiyle açılmıştır.

II. İdare Mahkemesi Kararı

Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 2. İhtisas Kurulunun 06/03/2015 tarihli ve 1453 sayılı kararında; 22.03.2010 tarihinde nefes darlığı, bacaklarında şişlik yakınması nedeni ile kardiyoloji kliniği birimine yatışının olduğu, 25.03.2010 tarihinde her iki alt ekstremitede var olan ödemin devam ettiği ve önceki muayeneden farklı olarak kızarıklığın ve ısı artışının başlaması üzerine selülit ön tanısıyla öncesine dair ilaç allerjisi olmadığı teyit edilerek sulbaktamampisilin öncelikle doktor gözetiminde hemşire tarafından test dozunun yapıldığı, testin sonucu menfi olduğu, ampislin-sulbaktamın (Duocid) ilk dozun yapılmasından sonra kızarıklığı ve kaşıntısının olduğu, 1. dakika içerisinde ilk müdahalenin yapıldığı, stridoruda başlayan kişiye airway takıldığı, medikal tedavinin uygulandığı, solunum durması geliştikten 1 dakika sonra kişinin entübe edilerek yoğun bakım ünitesinde takip edildiği, çekilen kranial MR incelemesinde hipoksik bulguların olduğunun saptandığı, söz konusu olay tarihinden 3.5 ay sonra yapılan EKO incelemesinde sol ventrikülsistolik fonksiyonlarının normal olduğunun tespit edildiği, frontal işlevlerde ve bellekte ağır kusur nedeniyle %90 özür oranının olduğunun anlaşıldığı, kişiye ait laboratuar tetkik ve görüntüleme incelemelerinin bir bütün olarak değerlendirildiğinde kişinin nonkritik koroner arter hastalığı, diabetismellitus, hipertansiyon, muhtemel üst solunum yolu enfeksiyonu sonrası geçirilmiş myokardite bağlı dilatekardiomyopati tanılarının koyulmasının ve uygulanan tedavilerin tıbben doğru olduğu, enfeksiyöz bir hastalık olan sellülitin uygulanan tedavilerden kaynaklanmadığı, penicilin grubu ilaçlara karşı alerji hikayesi olmayan kişilerde alerji için rutin deri testi önerilmemekle birlikte allerjik reaksiyonların deri testi negatif olanlarında, daha önceki kullanımlarında olmayıp sonra gelişebileceğinin tıbben bilindiği, penisilin grubu ilacın intravenöz (karın bölgesine değil) uygulanmasına bağlı gelişen anaflaktik reaksiyonun her türlü özene rağmen oluşabilen herhangi bir tıbbi ihmal ve kusura izafe edilemeyen komplikasyon olarak nitelendirildiği, komplikasyon yönetiminin tıp kurallarına uygun gerçekleştirildiği, kardiyomyopatinin bir kısmının kısmen veya tamamen düzelebileceğini tıbben bilindiği, kişinin sonraki takiplerinde yapılan tetkiklerde kalp atım fonksiyonunun (ejeksiyon fraksiyonu) normal seyretmesinin kişide gelişen söz konusu kardiyomyopatinin düzeldiğinin anlaşıldığı cihetle, ilgili sağlık personellerine atfı kabil bir kusur tespit edilmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

III. Kamu Hastanesi Hekiminin Aydınlatma Yükümlülüğü

Aydınlatma, sözleşmeden doğan bir yükümlülük olarak1, hekimin vereceği bilgilerle hastanın, uygulanması düşünülen tıbbi teşhis ve tedavi üzerinde serbestçe karar verebilecek duruma getirilmesidir2. Ancak yeterince bilgi sahibi olan hasta, önerilen tedaviye razı olup olmama hususunda serbest iradesiyle karar verebilir3. Aydınlanma, rızanın geçerlilik şartıdır4.

;