Uyuşmazlık Çözüm Yöntemi Olarak
 Arabuluculuk ve İş Mahkemeleri 
Kanunu Tasarısı

Mediation as a Means of Dispute Resolution and Draft Code of
 Labour Courts

M. Aymelek ERDEMİR

Günümüz toplumlarını etkisi altına alan postmodern çağ, hukuk alanında da “Alternatif Uyuşmazlık Çözüm Yöntemleri” “ADR” (Alternatif Dispute Resolution) adı altında yeni uyuşmazlık çözüm yöntemlerini yaratmıştır. Tüm bunların bilincinde olan ulusal ve uluslararası hukuk sistemleri bir anlamda devlet yargısının tamamlayıcısı bir anlamda da yardımcısı olan “Arabuluculuk”, “Tahkim” ve “Arabuluculuk-Tahkim” gibi uyuşmazlık çözüm yöntemlerinin hukuksal ve kurumsal alt yapısını hızla oluşturma gayreti içine girmiştir. Bunlar içinde inceleme konumuzun “İş Hukuku Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk” olması sebebiyle, arabuluculuk ile ilgili hukuksal düzenlemeleri kısaca belirtmek gerekirse, en önemlisi ve bizim de 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun kaynağını teşkil eden 2008/52 sayılı “Hukuki ve Ticari Uyuşmazlıklarda Arabuluculuğun Belirli Yönlerine İlişkin Yönerge”dir.

Alternatif Uyuşmazlık Çözüm Yöntemleri, Arabuluculuk, İş Hukukunda Arabuluculuk, 2008/52 Sayılı Yönerge, İş Uyuşmazlıklarında Zorunlu Arabuluculuk.

The postmodern era which effects modern day societies has created new means of dispute resolution in the field of law called Alternative Dispute Resolution (ADR). National and international law systems, becoming aware of these new means, have been trying to quickly establish a legal and organizational infrastructure for a number of means of dispute resolution such as “Mediation”, “Arbitration” and “Mediation-Arbitration”, which are in some sense complementary and in some ways help the state jurisdiction. As our subject of study is “Mediation in Labour Law Disputes”, if we want to make a quick list of legal arrangements pertaining to mediation, the most important one is the Directive no.2008/52 on Certain Aspects of Mediation in Legal and Commercial Disputes, which also forms the basis for the Act no.6325 on Mediation in Legal Disputes.

Alternative Dispute Resolution Methods, Mediation, Mediation in Labour Law, Directive no.2008/52, Mandatory Mediation for Labour Disputes.

I. Giriş

Çağdaş anayasalarda devletin üç temel erkinden biri olan “yargı yetkisi”nin somut görünümü olan mahkemeleri tamamlayıcı ve bir anlamda alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemleri, günümüz hukuk sistemlerinde başat rol oynamakta ve bu çözüm yöntemlerinin hukuksal ve kurumsal altyapısı hızla hayata geçirilmektedir.

İnceleme konumuzun “iş hukuku uyuşmazlıklarında arabuluculuk” olması sebebiyle, ilk bölümde kısaca, alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemleri ve arabuluculuk tanımı ve modelleri üzerinde durulacak, ikinci bölümde iş hukuku uyuşmazlıklarında zorunlu arabuluculuk, İş Mahkemeleri Kanunu Tasarısı ve İş Kanununun emredici hükümleri ve Anayasa’daki devletin yargı yetkisi ve yine bir anayasal norm olan hak arama özgürlüğü bağlamında mercek altına alınacak ve nihayet son bölümde ise, uygulamadan doğabilecek olası sorunlar ve bunlara getirebilecek çözüm önerileri sunulacaktır.

Öğretide, devlet yargısı dışındaki tüm çözüm yöntemlerinin bunlara tahkim ve arabuluculuk-tahkimi de dahil olmak üzere alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemi çatısı altında mı toplanacağı; yoksa alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemi olarak, sadece arabuluculuk yönteminin mi kabul edileceği tartışmalıdır. Özbek’e göre, alternatif uyuşmazlık çözümü, tarafların resmi bir yargılama usulüne gerek duymaksızın aralarında uyuşmazlığı çözmek için başvurdukları bir dizi usuller topluluğunu ifade etmektedir. Bu anlamda ADR, yargılama dışında kalan tüm uyuşmazlık çözüm yöntemlerini kapsamakta olup, tarafları bağlayıcı bir hüküm ile sonuçlanan “tahkim” ve “arabuluculuk” olmak üzere iki ana kategoriye ayrılmaktadır1. Yine Özbek’e göre, alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemleri, aslında yargı sistemi ile rekabet içinde olmadığı gibi, amaç yargısal yollara başvuru hakkını ortadan kaldırmak da değildir. Devletin yargı yetkisinin mutlak egemenliğine zarar vermeden uyuşmazlıkların daha basit ve kolay çözümü amaçlanmaktadır. Bu bağlamda, alternatif uyuşmazlık çözüm yollarının amacı, yargının yerine geçmek, bir başka deyişle, yargı yerine ikame edilmek değil; yargıya başvuru yolunu kapatmadan, ancak uyuşmazlıkların adli sorun haline gelmeden veya geldikten sonra çeşitli müzakere teknikleri ve ikna yöntemleri uyuşmazlıkların çözülmesini sağlayarak yargıya yardımcı olmaktır2. Bir diğer görüşe göre ise, alternatif uyuşmazlık çözümü, tahkimde de bir yargılama yapıldığından tahkim dışında tarafsız ve bağımsız bir üçüncü kişinin katılımı ile yapılan ve tarafların kendi çözümlerini kendilerinin bulmasına katkıda bulunan ve bu bağlamda yaratıcı öneriler ve fikirler üretilmesini sağlayan dostane ve diyaloğa dayalı uyuşmazlık çözüm biçimleridir ki bunların en önemlisi de arabuluculuktur3. Bu konuda çok ayrık bir görüş Yılmaz tarafından ortaya atılmıştır. Yılmaz’a göre, alternatif uyuşmazlık çözümü yeni bir dünya görüşüdür. Uyuşmazlık çözüm yerinin neresi olacağı konusu, gelişip derinleşecek bir oluşumdur. Mahkeme adı verilen kurum tarihsel gelişiminde işlevini tamamlamıştır ve insanlık yeni bir anlayışa doğru ilerlemektedir4. Esasen bu noktada konunun ideolojik boyutu da önem kazanmaktadır. Zira, ulus-devlet modelini önünde bir engel olarak gören küreselleşmenin devleti ve bu bağlamda devletin üç önemli erkinden biri olan yargı erkini küçültmeyi hedeflemesi bir realitedir. Esasen, “alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemleri”nin doğuşunda ve düşünsel alt yapısında “postmodernizm”in etkisi yadsınamaz5.

;