Türk Ceza Kanunu’nda Yer Alan
 Rüşvet Düzenlemesi ile
 İngiltere Rüşvet Kanunu’nun
 Karşılaştırılması

Comparison of Bribery Arrangement in Turkish Penal Code and British Bribery Law

Ufuk ÜNLÜ

Rüşvet suçunun yaptırıma bağlanmasının amacı kamu hizmetlerinde tarafsızlığın etkin bir şekilde sağlanabilmesi ve yine özel sektör ve kamusal alanda yolsuzluğun önlenebilmesidir. Her ülkenin rüşvet suçunun düzenlenmesine ve cezai yaptırıma bağlanmasına ilişkin yaklaşımları birbirinden farklıdır. Ülkemiz açısından, 2005 yılında yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda kendine yer bulan rüşvet düzenlemesi, 2012 yılında önemli bir değişikliğe uğramıştır. İngiltere Rüşvet Kanunu ise 2011 yılında yürürlük kazanmıştır. Rüşvet suçuna ilişkin incelememizde, 5237 sayılı yasanın yanısıra İngiltere’deki rüşvet düzenlemesinin kıyaslamada tercih edilmesinin nedeni, her iki düzenlemenin de yakın zamanda revize edilmiş olmasıdır. Bu sayede, farklı hukuk sistemine sahip ülkelerin rüşvet alma ve verme eylemlerine yaklaşımları mukayeseli olarak görülecektir.

Rüşvet, Rüşvet Anlaşması, Etkin Pişmanlık, Yabancı Kamu Görevlisi, Şirket.

The purpose of imposing sanction for bribery offense is to ensure neutrality in public services effectively and to prevent corruption both in private sector and public spaces. Every country has different approaches regarding to bribery offense arrangements and its penal sanctions. In our country bribery arrangement which was set forth in the Turkish Penal code no.5237 went into effect in 2005 had an important change in the year 2012. British Bribery Law was put into force in 2011. In our bribery offense research, British bribery arrangement is preferred for comparison along with the Law no.5237 because both of the arrangements were revised recently. Thus, approaches of countries with different law systems to the bribery actions can be seen comparatively.

Bribery, Bribery Agreement, Effective Remorse, Foreign Public Officer, Company, Enterprise.

1. Giriş

5237 sayılı Türk Ceza Kanununda (TCK) rüşvet suçu, kamu idaresinin güvenilirliğine ve işleyişine karşı suçlar arasında sayılmış ve bu kapsamda cezai yaptırıma bağlanmıştır. Avrupa Birliğine uyum çerçevesinde hazırlanan, suçlara ve cezalara ilişkin yeni düzenlemeler getiren TCK, 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe girmiş ve böylece 79 yıldır uygulanan 765 sayılı Türk Ceza Kanununu yürürlükten kaldırmıştır. Yeni TCK’nın “Millete ve Devlete Karşı Suçlar ve Son Hükümler” başlıklı dördüncü kısmının ilk bölümü “Kamu İdaresinin Güvenilirliğine ve İşleyişine Karşı Suçlar”ı içermektedir. Söz konusu bölümde yer alan suçlar ve cezalar, kamu idaresine duyulan güveni ve saygınlığı koruma amacıyla oluşturulmuşlardır. Bu bölüm içerisinde yer alan suçlar, kanun metninde sıralanmış ve çoğunda failin bir “kamu görevlisi” olduğu ifade edilmiştir.

“Kamu İdaresinin Güvenilirliğine ve İşleyişine Karşı Suçlar” içerisinde yer alan “rüşvet suçu”nun tarihi oldukça eskidir. Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmeler, AB uyum süreci ve yolsuzlukla mücadele alanında yapılan çalışmalar nedeniyle 5237 sayılı TCK kapsamındaki rüşvet suçu, mülga 765 sayılı TCK’daki rüşvet suçundan daha farklı bir yapıya bürünmüş ve 5237 sayılı Yasa, üzerinden uzun bir süre geçmemesine rağmen, özellikle rüşvet maddesi özelinde değişikliğe uğramıştır. Söz konusu değişiklik, 02.07.2012 tarihli ve 6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanunla, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yerini almıştır.

Öte yandan, Anglosakson hukuk sistemine sahip olan İngiltere, yolsuzlukla mücadele konusunda başarı sağlamış ülkeler arasında yer almaktadır. Bu başarının ardında tarihsel ve kültürel birikimlerin yanı sıra, mevzuat ve uygulamada sağlanan birliktelik ve uyum da yer almaktadır. Güncel gereksinimler neticesinde 1 Temmuz 2011 tarihinde hazırlanan İngiltere Rüşvet Kanunu, İngiltere’de ve sınır aşan ülkelerde gerçekleşen yolsuzluk olaylarının önüne geçmek üzere hazırlanmış bir kanundur.

;