Çevre Kirlenmesinden Doğan Hukuki Sorumlulukta Hukuka Aykırılık Unsuru

The element of Violation of Law in Civil Liability for Environmental Pollution

Doç. Dr. Cem AKBIYIK

Çevre Kanunu’nda, çevre kirliliği nedeniyle idari, cezai ve hukuki sorumluluklar düzenlenmiştir. Çevreyi kirletenin hukuki sorumluluğu denilince de, kirlenmeye neden olan kişilerin, çevreye verdikleri zararlar nedeniyle zarar görenlere karşı giderimle yükümlü tutulmaları ifade edilmektedir. Çevre Kanunu’nda hukuki sorumluluğu düzenleyen maddelerde, özel olarak hukuka aykırılık unsurundan söz edilmemesi, sorumluluğun dayandığı ilkede temel bir belirsizliğe sebep olabileceği için yadırganabilir. Böyle olmakla birlikte, çevre kirlenmesinin önlenmesinin kamu düzenine ilişkin ve emredici bir nitelik taşıması, kirletenin hukuka uygunluk sebeplerinden yararlanamaması, hukuka aykırılık unsurunun bu sorumluluk bakımından da özü itibariyle mevcut olduğu sonucuna varmamızı kolaylaştırmaktadır.

Çevre Kirlenmesi, Hukuki Sorumluluk, Hukuka Aykırılık.

The Environment Law regulates the administrative, criminal and civil liabilities arising out of the environmental pollution. When touching upon the civil liability of the polluting party, this actually means the obligation of the person causing the environmental pollution to indemnify the injured party suffered from the damage to the environment. Perhaps, the provisions of the Environment Law regarding the civil liability not being specifically referring to the element of violation of law might be found a bit odd, as this may cause a fundamental uncertainty with respect to the ground principle of this liability. Notwithstanding that, as environmental pollution is an issue related to the public order, in form of a mandatory principle and the polluting party is not allowed to benefit from the reasons for compliance with law, these facts ease the path for us to reach to the conclusion that, in terms of this liability, the element of violation of law exists in essence of such liability.

Environmental Pollution, Civil Liability, in Violation of Law.

I. GENEL OLARAK ÇEVRE KİRLENMESİ VE BUNDAN DOĞAN HUKUKİ SORUMLULUK

Çevre, Çevre Kanunu1 m.2'de canlıların yaşamları boyunca ilişkilerini sürdürdükleri ve karşılıklı olarak etkileşim içinde bulundukları biyolojik, fiziksel, sosyal, ekonomik ve kültürel ortam olarak tanımlanmaktadır. Çevre kavramı ilk anda açık ve kolay anlaşılabilir gibi durmakta ise de, aslında çok karmaşık ve sınırları da çok geniştir. İnsan faaliyetleri ve canlı varlıklar üzerinde hemen ya da zamanla dolaylı ya da dolaysız bir etkide bulunabilecek fiziksel, kimyasal, biyolojik ve toplumsal etkenlerin belirli bir zamandaki toplamı olarak kabul edilen çevrenin kapsamadığı herhangi bir etkileşim alanı neredeyse yok gibidir2. Kanun kirleteni ise, faaliyetleri sırasında veya sonrasında doğrudan veya dolaylı olarak çevre kirliliğine, ekolojik dengenin ve çevrenin bozulmasına neden olan gerçek ve tüzel kişi olarak tanımlanmaktadır. Kirleten daha açık bir tanımla, doğrudan ya da dolaylı şekilde çevrenin bozulmasına sebep olan ya da bozulma sonucuna yol açan sonuçları ortaya çıkaran kişi olarak da tanımlanabilir3.

Çevre Kanunu m.3'te de, kirlenmenin ve bozulmanın önlenmesi, sınırlandırılması, giderilmesi ve çevrenin iyileştirilmesi için yapılan harcamaların kirleten veya bozulmaya neden olan tarafından karşılanması öngörülmüş; m.8'de ise, 'kirletme yasağı' başlıklı düzenlemede, her türlü atık ve artığı, çevreye zarar verecek şekilde, ilgili yönetmeliklerde belirlenen standartlar ve yöntemlere aykırı olarak doğrudan ve dolaylı biçimde alıcı ortama vermek, depolamak, taşımak, uzaklaştırmak ve benzeri faaliyetlerde bulunmak yasaklanmış ve kirlenme olasılığı olduğunda ilgililer kirlenmeyi önlemekle, kirlenme meydana geldiğinde kirleten, kirlenmeyi durdurmak, kirlenmenin etkilerini gidermek ve azaltmak için gerekli tedbirleri almakla yükümlü kılınmış; m.3/g uyarınca da kirletenin kirlenmeyi ve bozulmayı durdurmak, gidermek veya azaltmak için gerekli tedbirleri almaması veya bu tedbirlerin yetkili makamlarca doğrudan alınması nedeniyle kamu kurum ve kuruluşlarınca yapılan gerekli harcamaların Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre kirletenden tahsil edilmesi öngörülmüştür. Böylece Çevre Kanunu vasıtasıyla, çevre hukukunun diğer ilkeleriyle beraber, ulusal ve uluslararası ölçekte kabul edilen 'önleme' ve 'kirleten öder' ilkelerinin mevzuatımızda da uygulanmaya konması sağlanmış olmaktadır4.

Çevrenin kirlenmesine neden olan kişinin yani kirletenin hukuki sorumluluğu, çevrenin kirletilmesi yüzünden meydana gelen zararın tazmini ilkesine dayanır5. Çevreyi kirletenin hukuki sorumluluğu Çevre Kanunu m.28'de düzenlenmektedir. Maddeye göre;

;