Yargıtay Cumhuriyet Başsavcı Vekili'nin 
ikü Hukuk Fakültesi Öğrencilerine Hitabı

Kublay ÖZKAN*

A. Giriş

Anayasanın değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif dahi edilemez olan 2. maddesine göre, Türkiye Cumhuriyeti demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletidir. Hukuk devletinde, devletin bütün eylem ve işlemleri yargı denetimine tabidir. Devlet organları “hukukun üstünlüğü ilkesine uygun olarak görev yaparlar. Hukuk, her şeyin ve herkesin üstündedir. Hukuk devletinde keyfiliğe asla yer yoktur.”

Anayasamızca benimsenen erkler (kuvvetler) ayrılığı ilkesi, demokratik hukuk devletinin temelini oluşturur. Erkler ayrılığı, Fransız düşünür Montesquieu’ya ait olduğu söylenen bir söze göre “Frenler ve dengeler sistemidir”. Erkler ayrılığının ilk koşulu, yargı bağımsızlığıdır. Yargı bağımsızlığı demokrasinin ve hukukun üstünlüğü ilkesinin de bir gereğidir. Tarafsız adalete ancak yargı bağımsızlığı ile ulaşılabilir. Anayasanın 9. maddesi uyarınca yargı yetkisi, Türk Milleti adına bağımsız mahkemelerce kullanılır. Anayasamız yargı erkinin işlevini yasamada olduğu gibi “yetki” olarak tanımlamıştır. Bu yetki Türk Milleti adına anayasadan kaynaklanmaktadır.

Yargıtay, Anayasamızın “Yargı” bölümünün “Yüksek Mahkemeler” kısmında 154. maddede düzenlenmiştir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, Anayasanın anılan maddesinde, anayasal bir kuruluş olarak yer almıştır. Aynı maddenin son fıkrasında: “Yargıtay’ın kuruluşu, işleyişi, Başkan, Başkanvekilleri ve üyeleri ile Cumhuriyet Başsavcısı ve Cumhuriyet Başsavcıvekilinin nitelikleri ve seçim usulleri, mahkemelerin bağımsızlığı ve hakimlik teminatı esaslarına göre kanunla düzenlenir” denilmiştir.

;