Arama yapmak için lütfen yukarıdaki kutulardan birine aramak istediğiniz terimi girin.

Uzlaştırma Kurumu Mahkûmiyet Kararı Verilmesine Alternatif midir? Anayasa Mahkemesi’nin 13.02.2019 Tarih, 2018/101 E. ve 2019/3 K. Sayılı Kararı Hakkında Düşünceler

Is Mediation Institution an Alternative to the Sentence of Conviction? Thoughts on the Decision of the Turkish Constitutional Court Dated 13.02.2019, Docket No. 2018/101 E. and Decision No 2019/3 K.

Zekiye Özen İNCİ

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) 254’üncü maddesinin ikinci fıkrasının ikinci ve üçüncü cümlelerinde yer alan “Edimin yerine getirilmesinin ileri tarihe bırakılması, takside bağlanması veya süreklilik arzetmesi halinde; sanık hakkında, 231’inci maddedeki şartlar aranmaksızın, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilir. Geri bırakma süresince zamanaşımı işlemez.” şeklindeki düzenleme, Afyonkarahisar 6. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından Anayasa’nın 15 ve 36’ncı maddelerine aykırı olduğu gerekçesi ve iptal istemiyle Anayasa Mahkemesi’ne taşınmıştır. Anayasa Mahkemesi, esasa ilişkin yaptığı inceleme neticesinde söz konusu düzenlemenin hukuk devleti ve suçsuzluk karinesi ilkelerini ihlal etmediğini ve hak arama hürriyetine aykırılık da taşımadığını belirterek başvurunun reddine karar vermiştir. Anayasa Mahkemesi ret gerekçesindeki açıklamalarla, kovuşturma evresinde uzlaştırmanın kabulünün mahkûmiyet kararının alternatifi olduğu görüşünü ortaya koymuş ve kovuşturma evresinde edimin taksite bağlanarak gerçekleştirildiği uzlaştırmada, sanığın suçu ikrar ettiğini zımni olarak kabul etmiştir.

Uzlaştırma, Mahkûmiyet Kararı, Suçu İkrar, Edimin Takside Bağlanması, Edimin Süreklilik Taşıması, Edimin İleriye Bırakılması.

The regulation which is read as “if the fulfillment of the performence is delayed for a later date, or the payment is due on the installment plan, or has the nature of continuity, then the decision on delaying the pronouncement of the judgment shall be rendered without considering the requirements in article 231. During the period of postponement, time limits do not run.”, of the second and third sentences of the second paragraph of the article 254 of the Turkish Criminal Procedure Code is brought before the Turkish Constitutional Court on the grounds that it is contrary to the articles 15 and 36 of the Constitution and asked for an annulment by the Afyonkarahisar Criminal Court of First Instance. The Turkish Constitutional Court, after examining the merits, rejected the request on the grounds that regulation concerned does not infringe the rule of law and presumption of innocence, and is not contrary to the freedom to claim rights. Thence, the Turkish Constitutional Court reveals the opinion in the decision concerned that consent to the mediation in the prosecution procedure is an alternative way to the sentence of conviction, and considers accepted installments in a mediation in the prosecution procedure as an implied admission of the offence by the accused.

Mediation, Sentence of Conviction, Admission of Offence, Payment on the Due Installment, Nature of the Continuity of the Performance, Delay for a Later Date of the Performance.

I. İptali İstenilen Kanun Hükümleri ve Gerekçesi

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun (CMK) “Mahkeme tarafından uzlaştırma”1 başlığını taşıyan 254’üncü maddesinin ikinci fıkrasının ikinci ve üçüncü cümlelerinde yer alan “Edimin yerine getirilmesinin ileri tarihe bırakılması, takside bağlanması veya süreklilik arzetmesi halinde; sanık hakkında, 231’inci maddedeki şartlar aranmaksızın, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilir. Geri bırakma süresince zamanaşımı işlemez.” şeklindeki düzenleme, Afyonkarahisar 6. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından Anayasa’nın 15’inci ve 36’ncı maddelerine aykırı olduğu gerekçesi ve iptal istemiyle Anayasa Mahkemesi’ne taşınmıştır.

İptal başvurusunun gerekçesinde; 5271 sayılı CMK’nın 254’üncü maddesinin ikinci fıkrasının ikinci cümlesine göre sanık ile mağdur arasında edim karşılığı uzlaşılması durumunda aynı Kanunun 231’inci maddesindeki şartlar aranmaksızın hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi gerekeceği, kuralın emredici nitelikte olması nedeniyle bu hususta hâkimin takdir yetkisinin bulunmadığı, tarafların edim karşılığı uzlaşmaları durumunda sanığın suçu işlediğinin kabul edildiği, oysa yapılan yargılama sonucunda, sanığın kastının ya da taksirinin yokluğu ile üzerine atılı suçu işlediğine dair somut delil bulunmaması ve suçun onun tarafından işlenmediğinin belirlenmesi gibi nedenlerle sanığın müsnet suçtan beraatine karar verilmesi olasılığının bulunduğu, ancak tarafların edim karşılığı uzlaşmaları halinde işin esasına girilmeyeceği ve bu durumda sanığın beraat etme hakkının elinden alınacağı, böylece Anayasa’da güvence altına alınan adil yargılanma hakkı ve suçsuzluk karinesi ilkelerine aykırı davranılmış olacağı belirtilerek kuralın Anayasa’nın 15’inci ve 36’ncı maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.

II. Anayasa Mahkemesinin Kararı ve Gerekçesi

Anayasa Mahkemesi yaptığı ilk incelemede; bakılmakta olan davanın 5271 sayılı Kanunun 254’üncü maddesinin ikinci fıkrasının ikinci cümlesinde yer alan edimin yerine getirilmesinin takside bağlanması halinde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin olduğunu, CMK’nın 254’üncü maddesinin ikinci fıkrasının ikinci cümlesinin edimin yerine getirilmesinin ileri tarihe bırakılması ile süreklilik arz etmesi halini de kapsadığını ve fakat itiraz başvurusunda bulunan Mahkemenin bakmakta olduğu davada uygulanacak kural olmadığını ve yine CMK’nın 254’üncü maddesinin ikinci fıkrasının üçüncü cümlesinde yer alan geri bırakma süresince zamanaşımının işlememesi ile ilgili kuralın da hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildikten sonra geçerli hale geleceğini ve dolayısıyla bakılmakta olan davada henüz geri bırakılma süreci başlamadığından uygulanacak kural olmadığını belirlemiş ve başvurunun bu yönleriyle reddine karar vermiştir.

;