Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin
 Hekimin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası

Compulsory Liability Insurance for Medical Malpractice

Volkan YALÇINKAYA

Makalede, hekimlerin mesleki faaliyetlerini ifa ederken verdiği zararlara bağlı olarak ileri sürülen taleplerin sigorta poliçesi kapsamında ifa edilmesi hususunda, zorunlu olan mesleki sorumluluk sigortası hakkında bilgi verilmektedir. Hekimlerin mesleki sorumluluk sigortası kapsamında talep edilebilecek kalemler ve miktarı, sigorta poliçesi kapsamı dahilinde bulunan ve dışında kalan rizikolar hakkında bilgi verilmektedir. Sigortacının sigorta ettirene rücu halleri ve sigorta sözleşmesinin koruma süreleri hakkında hukuki dayanaklar belirtilmektedir. Buna ek olarak tarafların sözleşme kapsamındaki yükümlülükleri, sözleşmenin sona ermesi ve zamanaşımı hususlarına değinilmektedir.

Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası, Hekimin İhtiyari Mali Mesuliyet Sigortası, Tıbbi Kötü Uygulama (Malpraktis), Mesleki Sorumluluk Sigortası, Mesleki Zorunlu Sorumluluk Sigortası, Sigorta Genel Şartları, Hekim, Hasta, Tıbbi Müdahale, Sağlık Hizmetleri, Kloz, Riziko, Davayı İhbar, Sorumluluk, Sözleşme, Zamanaşımı.

In this article it is aimed to provide information about the professional liability insurance policy which is mandatory for the claims of patients regarding to the damages caused by physicians when performing their duties. Moreover, the items and the amount which can be claimed regarding to the professional liability insurance of physicians, the risks which are included and excluded in the coverage of the policy is explained. Finally, the legal basis of the insurer’s recourse conditions to the insuree, legal grounds of the insurance contract’s protection periods, the contractual obligations of the referred parties, the contractual term and time limit is discussed.

Compulsory Liability Insurance for Medical Malpractice, Voluntary Indemnity Insurance for Medical Doctor, Medical Malpractice, Professional Indemnity Insurance, Compulsory Professional Liability Insurance, General Conditions of Insurance, Physician, Patient, Medical Intervention, Health Care, Clause, Risk, Notice of Proceeding, Responsibility, Contract, Time Bar.

Giriş

Hekimin mesleki sorumluluk sigortası; serbest ya da kamu veya özel sağlık kurumlarında ve kuruluşlarında çalışan tabipler, diş tabipleri ve tıpta uzmanlık mevzuatına göre uzman olanların poliçe kapsamındaki mesleki faaliyeti ifa ederken, sözleşme tarihinden önceki on yıllık dönemdeki veya sözleşme süresi içinde mesleki faaliyeti nedeniyle verdiği zararlara bağlı olarak sözleşme süresi içinde kendisine yapılan tazminat taleplerine ve bu taleple bağlantılı yargılama giderleri ile hükmolunacak faize ve sigortalı aleyhine ileri sürülen tazminat talebine ilişkin makul giderlere karşı poliçede belirlenen limitler dahilinde teminat sağlayan bir mali sorumluluk sigortasıdır.1

Hekimin mesleki sorumluluk sigortası, Türkiye açısından yeni bir kavram olmasına karşın, dünya gündemini 1970’lerden bu yana meşgul etmektedir.2 Bu hususta ilk adım 1975 yılında İsveç’te, özel kaza sigortası kapsamında tıbbi kötü uygulamaları kapsayan teminatın poliçeye ilave edilmesiyle başlamıştır. Bu ülkeyi 1986 yılında Finlandiya, 1988 yılında Norveç, 1992 yılında Danimarka takip etmiştir. Yeni Zelanda ise 1974 yılından bu yana sosyal güvenlik sistemi içindeki kaza sigortasına, tıbbi kötü uygulamaları dahil etmiş, 01.07.2005 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere konuya ilişkin rizikoları sosyal güvenlik kapsamına dahil etmiştir.3

Bu sigortada ön plana çıkan sağlık personelinin hekim olması sebebiyle, kısaca “hekimin mesleki sorumluluk sigortası” olarak anılan “tıbbi kötü uygulamaya ilişkin zorunlu mali sorumluluk sigortası”; Türkiye’de 2005 yılından bu yana sigortacılık gündeminde olmakla beraber, 2010 yılında çıkarılan bir Kanunla4 zorunlu sigortalar arasında yerini almıştır. Mezkûr Kanun, zorunlu sigorta poliçesine sahip olmayan her bir kişi için öngördüğü 5.000.00 TL idari para cezasıyla uygulamayı pekiştirmeye çalışmıştır. Bunun sonucunda Türkiye’de, Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası kapsamında sigortalı olan tabipler, diş tabipleri ve tıpta uzmanlık mevzuatına göre uzmanların toplam sayısı 128.721’e ulaşmıştır.5

Tıbbi kötü uygulama hususunda Harvard Üniversitesi tarafından 1993 yılında yapılan bir çalışmada, 31.000 hastanın hastane kayıtları incelenmiş ve yüz hastadan birinin dava konusu olabilecek bir tıbbi kötü uygulamaya maruz kaldığını tespit edilmiştir. Aynı konuda Utah’da ve Colorado’da 2000 yılında yapılmış olan çalışmada da, New York’taki istatiksel verilere benzer sonuçlara ulaşılmıştır.6

Sigortacılara özel olarak hastane derecelendirilmesi hizmeti sunan Healtgrades Inc.’in 2004 yılındaki çalışmasında; geriye dönük olarak ABD’nin 50 eyaletinde 2000-2002 yılları arasındaki tıbbi kayıtları inceleme konusu yapmış; yatış kaydı yapılan 37 milyon hastanın 1.14 milyonluk kısmının hasta güvenliği vakıasına konu olduğunu ve yılda ortalama 195.000 hastanın tıbbi kötü uygulama nedeni ile öldüğünü belirlemiştir.7 Harvard Üniversitesinin istatiksel sonuçlarına göre; tıbbi kötü uygulama sonucu zarara uğrayan hastaların yedide birlik oranla hak talebinde bulunduğu çıkarılmaktadır.8 Türkiye’de ise Türk Tabipler Birliğinin (TTB) verilerine göre, Yüksek Sağlık Şurası 1931-1999 yılları arasında 206 kez toplanarak 10.000’e yakın dosya hakkında görüşünü bildirmiştir. TTB Yüksek Onur Kurulunun ise 1986-2002 yılları arasında 704 dosyaya görüş bildirdiği tespit edilmiştir. Adli Tıp Kurumu’na da tıbbi kötü uygulama kapsamında 1990-2000 yılları arasında 636 dava dosyası tevdi edilmiştir. Yüksek Sağlık Şurası önüne gelen dosyalar üzerinden değerlendirme yapıldığında; dosyaların önemli bir kısmının tıp doktorları ait olduğu göz önüne alındığında, Türkiye’de ortalama 30 hekimden birinin şikâyet kapsamında, tıbbi uygulamaların incelendiği sonucuna varılmaktadır. Geçmiş tarihli incelemeler göstermektedir ki hastaların açtığı davalarda artış meydana gelecek ve bu alanda araştırmalar çoğalacaktır.9

Türkiye’de sağlık hizmetleri, kamu kurumları ve kuruluşları ile gerçek kişiler ve özel hukuk tüzel kişilerince sunulmakta olup, söz konusu kamu hizmeti kamu kurumlarınca ve kuruluşlarınca emanet usulü, özel kişilerce de izin usulü ile görülmektedir.10 Sağlık hizmetleri mahiyeti itibariyle emeğe dayalı, soyut, ertelenemez; aciliyet teşkil eden, uzmanlaşma düzeyi yüksek, taraflar arasında bağımlılığın olduğu hizmetlerdir.11

Zorunlu sigortayla, hekimin mesleğini icra ederken üçüncü kişilerin zarara uğraması halinde, hekim ile sigorta şirketi arasında akdedilen sözleşme ile bu zararlara ilişkin tazminat taleplerinin belirlenen bir meblağ ile teminat altına alınması amaçlanmış ve mesleki sorumluluk sigortası; Mesleki Sorumluluk Sigortası Genel Şartları ve Hekimin Mesleki Sorumluluk Sigortası Klozu ile yasal düzenlemeye kavuşturulmuştur. Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları ile teminat altına alınan meblağ belirlenmiştir; her bir olay için öngörülen azami teminat tutarı 400.000 TL’dir. Ancak her durumda sözleşme kapsamında ödenecek tazminat miktarı 1.800.000 TL’yi aşamayacaktır. Teminat tutarı bünyesinde maddi, manevi tazminat ve yargılama giderleri de bulunmaktadır. Risk gerçekleştiği takdirde olay başı azami teminat miktarı, sözleşme süresi boyunca aynı kalacaktır.

Hekimin mesleki sorumluluk sigortası, niteliği gereği bir zarar sigortası, konusu itibarıyla malvarlığı sigortası ve ileride ortaya çıkması muhtemel zararları karşılamak amacıyla ihtiyaç bakımından ise bir pasif sigortasıdır.12

I. Genel Kavramlar

Hekim ile hasta arasında, salt estetik gaye ile yapılan müdahaleler hariç, tedavi amaçlı kurulan hukuki ilişkilerde vekâlet sözleşme hükümleri uygulanacaktır. Nitekim Yargıtay kararları hekim ile hasta arasındaki hukuki ilişkinin vekâlet ilişkisi olduğu belirtmektedir;

“… Davanın temelini vekillik sözleşmesi oluşturmaktadır. (dava tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı BK. 386, 390. mad.) Vekil, iş görürken yöneldiği sonucun elde edilmemesinden değil de, bu sonuca ulaşmak için yaptığı uğraşların özenle görülmemesinden sorumludur. Vekilin sorumluluğu, genel olarak işçinin sorumluluğuna ilişkin kurallara bağlıdır (BK. 390/II). Vekil, işçi gibi özenle davranmak zorunda olup, hafif kusurundan bile sorumludur (BK. 321/1 mad.). O nedenle doktorun meslek alanı içinde olan bütün kusurları (hafif de olsa) sorumluluğun unsuru olarak kabul edilmelidir. Doktorlar, hastalarının zarar görmemesi için yalnız mesleki değil, genel hayat tecrübelerine göre herkese yüklenebilecek dikkat ve özeni göstermek zorundadır. Doktor, tıbbi çalışmalarda bulunurken, bazı mesleki şartları yerine getirmek, hastanın durumuna değer vermek, tıp biliminin kurallarını gözetip uygulamak, tedaviyi her türlü tedbirlerini alarak yapmak zorundadır. Doktor, ufak bir tereddüt gösteren durumlarda, bu tereddütü ortadan kaldıracak araştırmalar yapmak ve bu arada koruyucu tedbirler almakla yükümlüdür. Çeşitli tedavi yöntemleri arasında seçim yaparken, hastanın ve hastalığın özellikleri göz önünde tutulmalı, onu risk altına sokacak tutum ve davranışlardan kaçınmalı ve en emin yolu tercih etmelidir. (Bkz. Tandoğan, Borçlar Hukuk Özel Borç İlişkileri, Ank. 1982, Sh. 236 vd.)”13

Estetik amaçlı tıbbi müdahalelerde hukuki ilişki farklılaşmaktadır. Vekâlet sözleşmesi kapsamında sonuca ulaşmak için sadakat borcu ve gerekli özeni gösterme yükümlülüğü mevcutken; estetik amaçlı tıbbi müdahalelerde, vaat edilen sonucun elde edilmesi amaçlanmaktadır. Estetik amaçlı tıbbi müdahalelerde; hekimin özen ve sadakat borcu kapsamında, hastanın yararına olma ve hiçbir şekilde zarar vermeme yükümlülüğü ortaya çıkmaktadır. Bu kapsamda hastanın arzusu doğrultusunda eserin meydana getirilememiş olması, hekimin hukuki sorumluluğuna sebebiyet verecektir. Bu çerçevede estetik amaçlı tıbbi müdahalelerde, eser (istisna) sözleşmesi hükümleri uygulanacaktır;

“Davaya dayanak yapılan maddi olgu, karın bölgesinin estetik ameliyat yapılmak suretiyle istenilen ve kararlaştırılan biçime uygun güzel bir görünüm kazandırılmasıdır. Varılmak istenilen sonucun ve buna dayalı olguların hukuki nitelendirilmesi yapıldığında ise, yanlar arasında BK’nın 355 vd. (TBK’nın 470 ve devamı) maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesi ilişkisinin bulunduğu, dolayısıyla uyuşmazlığın eser sözleşmesi hükümlerine göre çözümlenmesi gerektiği açıktır.

Eser sözleşmelerini, diğer iş görme sözleşmelerinden ayıran önemli hususlardan birisi de sonuç sorumluluğu, yani tarafların iradeleri doğrultusunda yüklenici tarafından bir sonucun meydana getirilmesi taahhüdüdür. Burada, vekâlet akdindeki gibi sonuç taahhüt edilmeksizin sadece bir işin görülmesi taahhüdü bulunmamakta, bir eserin-sonucun yaratılıp teslim edilmesi borcu altına girilmektedir. Bu borcun altına giren taraf, yani yüklenici, BK’nın 356/1 (TBK’nın 471/1) maddesi ve işin mahiyeti gereği, işi sadakat ve özenle yerine getirmek zorundadır. Sadakat borcu, yüklenicinin iş sahibinin yararına olacak şeyleri yapma ve ona zarar verecek her türlü eylemden kaçınması anlamını taşır…

… Buna göre mahkemece yapılacak iş, TBK.nun 475. maddesine göre değerlendirme yapılabilmesi için, davacı da gönderilerek mümkünse Adli Tıp Kurumu'ndan içinde Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi uzmanlarından oluşturulacak bir heyetten, bu mümkün değilse üniversitelerden seçilecek açıklanan uzmanlardan oluşturulacak bir heyetten estetik amaçlı ameliyatın tıbbın gereklerine ve taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine uygun şekilde yapılıp yapılmadığı, yapılan işlemin amacına ulaşıp ulaşmadığı, eserin ayıpsız olarak ortaya çıkıp çıkmadığı, ameliyat sebebiyle davacının karın bölgesinde geçici veya kalıcı bir rahatsızlığın ortaya çıkıp çıkmadığı hususlarında hükme esas teşkil edecek nitelikte rapor alınması davacının maddi ve manevi tazminat istemlerinin değerlendirilerek hüküm kurulmasından ibarettir.”14

Sigorta sözleşmesi, TTK m. 1401 hükmünde tanımlanmıştır.15 Madde metninden de anlaşıldığı üzere, sigorta sözleşmesi dört ana unsuru içinde barındırmaktadır. Bu unsurlar; sigorta menfaati, riziko, sigorta bedeli ve primdir. Sigorta menfaati unsurunda önemli olan, söz konusu değerin sigorta güvencesine alınmasında kişinin menfaatinin bulunmasıdır. Ancak, her türlü menfaatin sigorta edilmesi de mümkün değildir. Bir menfaatin sigorta edilebilmesi için; yasal olarak geçerlilik taşıması, kanuna ve ahlaka aykırı olmaması gerekir.16 Riziko unsuru, taşıması ve taşımaması gereken özellikleri barındırır. Riziko sigorta ettiren veya sigortalının kasıt veya hilesi sonucunda gerçekleşen bir olay olmamalı,17 gerçekleşip gerçekleşmeyeceği şüpheli veya meydana geleceği tarih belirsiz, kişinin kendisini veya malvarlığını tehdit eden, ileride meydana gelecek bir olay olmalıdır.18 Sigorta bedeli; sigortacının, sigorta sözleşmesi çerçevesinde gerçekleşen rizikolar neticesinde, üçüncü kişilerin taleplerini olay veya talep başına karşılamakta olduğu azami limit tutarıdır.19 Prim ise, sigortacının sözleşmedeki sigorta himayesi sağlama yükümlülüğü kapsamında sigorta ettirenin karşı edim olarak ödeme zorunda kaldığı bedeldir.20

Hekimlerin mesleğini ifa etmenin koşulları, 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanunda düzenlenmiştir. Mezkûr Kanunun 1’inci maddesi gereğince, hekimlik mesleğinin icra edilebilmesi için; diploma sahibi olunması gerekmektedir. Bunun yanında tabip odasına kayıtlı olunması, hekimlik mesleğini geçici ya da sürekli icra etme engelinin bulunmaması ve büyük ve cerrahi müdahalelerde bulunabilmek için uzmanlık belgesinin alınmış olunması gerekmektedir. Hekimlik mesleğini icra edebilme şartlarını haiz olunmadan yapılan tıbbi müdahale, hukuka aykırı müdahale olarak kabul edilmektedir. Tıbbi müdahale; tıp mesleğini icraya yetkili kimseler tarafından, kişinin yaşamını, sağlığını, vücut bütünlüğünü tehdit eden, kişilerin bedensel, fiziksel ya da psikolojik bir hastalığını, eksikliğini teşhis ve tedavi etmek ya da hafifletmek veya böyle bir rahatsızlığı önlemek ya da nüfus planlaması amacıyla gerçekleştirilen her türlü faaliyettir.21 Bu kapsamda, hekimin hukuki sorumluluğundan bahsedebilmek adına; hekimlik mesleğini icraya yetkili kişilerin vekâlet/eser sözleşmesine aykırı müdahalede; kusurunun bulunması, müdahale sonrası zararın meydana gelmesi ve hekimin kusurluluğu ile zarar arasında hukuken uygun illiyet bağı bulunması gerekmektedir.

;