Suç Uydurma Suçu ve Savunma Hakkı İlişkisi

Relationship Between the Offence of Inventing a Crime and the Right of Defense

Asım KAYA

Bu çalışmamızda uygulamada sıkça karşılaşılan suç uydurma suçunun savunma hakkı ile olan ilişkisi incelenecektir. Türk Ceza Kanununa göre işlenmediğini bildiği bir suçu, yetkili makamlara işlenmiş gibi ihbar eden ya da işlenmeyen bir suçun delil veya emarelerini soruşturma yapılmasını sağlayacak biçimde uyduran kişi cezalandırılmaktadır. Suç uydurma suçu özellikle iftira suçu ile karıştırılabilmektedir. Çalışmamızda suç uydurma suçu ile ilgili Yargıtay kararlarına konu olan bazı örnekler de incelenecektir.

Suç Uydurma, İftira, Savunma Hakkı, Elverişlilik, Hukuk Devleti, Adil Yargılanma Hakkı.

This study will examine the relationship between the offense of inventing a crime which is mostly encountered in practice and the right of defense. According to Turkish Criminal Law, a person who reports a crime to the authorities that he/she knows has not been committed or invents the evidences or signs of a crime which has not been committed in a way to lead to an investigation is punished. The offence of inventing a crime can be confused especially with the offence of defamation. In our study, some of the examples that are mentioned in the Supreme Court precedents regarding the offence of inventing a crime.

Inventing a Crime, Defamation, Right of Defense, Favorability, State of Law, Right to Fair Trial.

I. Suç Uydurma Suçu

Suç uydurma suçu Türk Ceza Kanununun (TCK) adliyeye karşı suçlar bölümünde yer alan 271’inci maddede düzenlenmektedir. Bu maddeye göre, işlenmediğini bildiği bir suçu, yetkili makamlara işlenmiş gibi ihbar eden ya da işlenmeyen bir suçun delillerini veya emarelerini soruşturma yapılmasını sağlayacak biçimde uyduran kimseye üç yıla kadar hapis cezası verilir. Madde metninden de anlaşılacağı üzere, suç uydurma suçu seçimlik hareketli bir suç tipidir. Bu suç tipinin işlenişinde iki seçimlik hareket öngörülmüştür. Bunlardan birisi, işlenmediğini bildiği halde bir suçu yetkili makamlara işlenmiş gibi ihbar etmek; diğeri ise işlenmeyen bir suçun delillerini veya emarelerini soruşturma yapılmasını sağlayacak biçimde uydurmaktır.1 Buradaki “işlenmiş gibi ihbar etmek” ifadesi irdelenmeye değerdir. Söz konusu ifadede yer alan somut tehlike suçuna işaret eden elverişlilik, hareketin bir özelliği veya ihlalin somut tehlike neticesini doğurabilecek bir niteliğe işaret edilmemektedir. Aşağıda elverişlilik kısmında da görüleceği üzere, ikinci seçimlik hareket için aynı şeyi söylemek mümkün değildir. Çünkü ikinci seçimlik harekette yer alan “soruşturma yapılmasını sağlayacak biçimde uydurmak” ifadesi nedeniyle, bu seçimlik hareket bakımından, sadece işlenmemiş bir suçun delillerinin veya emarelerinin uydurulması yeterli olmamakta; aynı zamanda eylemin suçla korunan hukuksal değeri ihlal etmeye elverişli olması gerekmektedir.2 Doktrinde, bu iki seçimlik hareket şekli; suç uydurma ve maddi suç uydurma şeklinde ifade edilmektedir. Diğer bir ayrımın ise ilk seçimlik hareket bakımından; ihbar suretiyle suç tasnii, doğrudan suç uydurma ve ikinci seçimlik hareket bakımından; maddi suretle suç tasnii, gerçek, maddi veya dolaylı suç uydurma şeklinde olduğunu görmekteyiz. Ancak bu suçu seçimlik hareketlere göre ayırımlara tabi tutmanın, uygulamada ve öğretide didaktik bakımdan yanlış algılamalara neden olabileceği gerekçesiyle eleştirilmiştir.3 İki seçimlik hareketten ilk hareketin soyut tehlike suçu; ikinci hareketin ise somut tehlike suçu olarak düzenlendiğini görmekteyiz.4

Suç uydurma suçu özellikle iftira suçuyla karıştırılabilmektedir. İftira suçu, suç uydurma suçunda olduğu gibi adliyeye karşı suçlar bölümünde düzenlenmektedir. TCK m. 267/1 ve 2 hükümlerine göre, yetkili makamlara ihbar veya şikâyette bulunarak ya da basın ve yayın yoluyla, işlemediğini bildiği halde, hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idari bir yaptırım uygulanmasını sağlamak için bir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat eden kişi, bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Fiilin maddî eserlerini ve delillerini uydurarak iftirada bulunulması halinde, ceza yarı oranında artırılır. Madde metninden anlaşılacağı üzere, iftira suçunda eylemin bir kişiye yönelik olması gerekir. Yargıtay 9. Ceza Dairesi bir kararında5 , sanığın alkollü ve yaralı olması sebebiyle polis ekibince hastaneye götürülüp, tedavisinin ardından evinin yakınına bırakıldıktan sonra, kendisini getiren polisler tarafından yaralandığını iddia ederek ihbarda ve şikâyette bulunması şeklinde gerçekleşen olayda, hukuka aykırı fiil isnat edilen kişilerin somut ve belirlenebilir olması nedeniyle eylemin TCK'nın 267’nci maddesinde düzenlenen iftira suçunu oluşturacağına karar vermiştir.

Suç uydurma suçunun adliyeye karşı işlenen suçlar içerisinde düzenlenmesi nedeniyle, korunan hukuksal yararın adliye olduğunu kabul edenler vardır. Bunun gerekçesi olarak, işlemediğini bildiği halde bir suçu ihbar eden failin gerçekleştirdiği eylemle, adli makamları boş yere uğraştırmak suretiyle adli makamların, gerçekte işlenmiş olan başka suçları daha iyi bir şekilde takip edemedikleri gösterilir.6 Ancak bu görüşün yanında, suçla korunan hukuksal yararın adliye idaresi ve bireyin adil yargılanma hakkı olduğunu savunanlar da vardır. Bu suçla adliyenin gereksiz yere meşgul olmasının engellenmek istenmesinin yanı sıra adliyenin hatalı karar vermesinin önüne geçilmesinin ve itibarının korunmasının da amaçlandığı düşünülerek birden fazla hukuksal yararın korunmaya çalışıldığı kabul edilmektedir.7 Bana göre de, burada birden fazla korunan hukuksal yarar vardır. Bunlardan bir tanesi adliye idaresi iken diğeri toplumdaki tek tek bireylerin adil yargılanma hakkıdır.

Bu suç tipinde fail her gerçek kişi olabilir. Tüzel kişiler fail olamazlar. Bu suçun mağdurunun olmadığını düşünenler vardır. Aslında, suç tipinde adil yargılanma hakkı da korunduğu için, bu suçun mağduru toplumdaki tek tek bireylerdir.8

;