Haksız Rekabet Hukuku Açısından Üretim ve İş Sırrının Hukuka Aykırı Olarak İfşası

Illegal Disclosure of Production and Business Secrets in Terms of Unfair Competition Law

Hediye Bahar SAYIN

Günümüzde yaygın olan ticaret serbestisi beraberinde rekabet hakkını getirmiştir. Bu, sınırsız bir hak değildir. Bu hakkın sınırları çeşitli kanunlarda düzenleme altına alınmıştır. TTK m. 54/2’de “Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırı” kabul edilerek, haksız rekabet tanımlanmıştır. TTK m. 55 başlıca haksız rekabet hallerine örnek kabilinden yer vermiştir. Kanun’da yer alan bu haksız rekabet hallerinden biri de “üretim ve iş sırlarını hukuka aykırı olarak ifşa etmek”tir.

TTK m. 55/I,d’de “üretim ve iş sırlarını hukuka aykırı olarak ifşa etmek; özellikle, gizlice ve izinsiz olarak ele geçirdiği veya başkaca hukuka aykırı bir şekilde öğrendiği bilgileri ve üretilen iş sırlarını değerlendiren veya başkalarına bildiren dürüstlüğe aykırı davranmış olur” ifadeleri ile üretim ve iş sırları ifşa etmek şeklinde özel bir haksız rekabet hali düzenleme altına alınmış ve bu haksız rekabet haline bir de örnek verilmiştir. İşletme açısından önem taşıyan, işletmeye gerekli olan her türlü teknik ve idari bilgi sır kapsamında değerlendirilir. Bu bilgiler genellikle büyük yatırım ve AR-GE çalışmaları sonucu elde edilir. Dolayısıyla haksız rekabet düzenlemelerinin hedefi olan emeğin korunması ilkesi, üretim ve iş sırlarının hukuka aykırı olarak ifşası ile zedelenmektedir. Bu çalışmada; rekabetin kişinin kendi emek ve çabasına dayanması ilkesi açısından, “üretim ve iş sırlarını hukuka aykırı olarak ifşa” edilmesi eTTK, TTK ve mehaz İsviçre hukuku ile karşılaştırmalı olarak değerlendirilecektir.

Haksız Rekabet, İş Sırrı, Üretim Sırrı.

The “right of competition” brought by trade liberalism today is not an unlimited right. The boundaries of this right are arranged by various laws. One of these related legislations is Turkish Commercial Code in which the article 54/2 defines unfair competition as “deceptive or other type behaviors and commercial practices in violation of the rule of integrity, affecting relationships between competitors or between suppliers and clients are unfair and unlawful”. Article 55 of TCC mentions major examples of unfair competition cases. One of the mentioned unfair competition cases is “illegal disclosure of production and business secrets”.

In Article 55/I,d of TCC, with the provision “illegal disclosing of production and business secrets, especially by those who get benefit from or who inform third parties the information and production secrets that have been achieved in secretly and unauthorized way, is considered as dishonest action”, a special unfair competition case like disclosing production and business secrets has been taken under regulation and an example is given to the unfair competition. Any technical and administrative information which is important and considered necessary for management would be interpreted as secret. This information is achieved as result of major investments and R&D works. Therefore, the principle of protecting labor which is the target of unfair competition regulations, is damaged by the unlawful disclosing of production and business secrets. “Disclosure of production and business secrets” will be evaluated in a comparable way with oTCC, TCC and related Swiss code with the perspective of the competitiveness should be based on one’s own labor and effort principle.

Unfair Competition, Business Secret, Production Secret.

1. Giriş

Haksız rekabet düzenlemelerinin amacı “bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanması”dır (TTK m. 54). İlgili düzenleme, sadece rakipleri değil; ekonomiyi, tüketiciyi ve kamuyu kapsar. TTK m. 54/2’de, “rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar”ın haksız ve hukuka aykırı olduğu ifade edilerek, haksız rekabetin temel ilkeleri belirlenir. Kanunun ilgili düzenlemesinde, haksız rekabetin mevcut olması için aldatıcı veya dürüstlük kuralına aykırı hareketin varlığının arandığı, bunun haricinde tarafların rakip olması, failin yarar sağlaması, kusurlu olması, eylemden ilgili tarafın zarar görmesi şartlarının aranmadığı görülür1 . Bu ilkeler bağlamında, bir davranışın ya da ticari uygulamanın haksız rekabet teşkil edip etmediğinin tespitinde dürüst davranış kuralları dikkate alınır. Davranışlar veya uygulamalar, iş etiğine, doğruluğa ve dürüstlüğe ters, aldatıcı, yanıltıcı ve kandırıcı ise rekabetten beklenen faydanın elde edilmesi imkânsızlaşır2 . TTK’nın 55’inci maddesinde, haksız rekabet teşkil eden davranışlar ve uygulamalar, sınırlı sayıda olmamak üzere, altı başlık altında sıralanır. Bu başlıklardan biri de “üretim ve iş sırlarını hukuka aykırı olarak ifşa etmek”tir. Üretim ve iş sırlarının hukuka aykırı olarak ifşası, haksız rekabet düzenlemelerinin hedefi olan emeğin korunması ilkesini zedeler.

2. Haksız Rekabet Halinin Unsurları

TTK’da “üretim ve iş sırlarının hukuka aykırı şekilde ifşası” şeklindeki haksız rekabet hali, eTTK’da da düzenlenmiş ve “hüsniniyet kaidelerine aykırı bir şekilde elde ettiği veya öğrendiği imalat veya ticaret sırlarından haksız yere faydalanmak veya onları başkalarına yaymak” haksız rekabet hali olarak kabul edilmişti. Doktrinde genel olarak, elde ettiği veya öğrendiği sırlardan haksız surette yararlanmanın haksız rekabete sebebiyet verdiği kabul edilmişti. Bu noktada önem arz eden hususlardan biri “sırların ne şekilde elde edildiği” idi. ETTK döneminde, söz konusu haksız rekabet halinin unsurlarının oluştuğunun kabul edilmesi açısından, sırların iyiniyet kurallarına aykırı şekilde elde edilmesi şartının aranması gerektiğini savunan yazarlar olduğu3 gibi; bunun aksini savunan yazarlar da mevcuttu4 .

13.01.2011’de kabul edilen 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu, 54’üncü ilâ 63’üncü maddeleri arasında haksız rekabet düzenlemelerine yer verir. TTK m. 55/1-d’de, “üretim ve iş sırlarını hukuka aykırı olarak ifşa etmek; özellikle, gizlice ve izinsiz olarak ele geçirdiği veya başkaca hukuka aykırı bir şekilde öğrendiği bilgileri ve üretenin iş sırlarını değerlendiren veya başkalarına bildiren dürüstlüğe aykırı davranmış olur” ifadeleriyle, üretim ve iş sırları ifşa etmek şeklinde özel bir haksız rekabet hali düzenlenir ve bu haksız rekabet haline bir de örnek verilir. TTK bağlamında, sırrın hukuka aykırı olarak ifşası suretiyle haksız rekabet kategorisinin meydana gelmesi için, öncelikle ortada bir “üretim veya iş sırrının” mevcut olması gerekir. Ardından bu sır, hukuka aykırı şekilde ifşa edilmiş olmalıdır. Bu iki unsur bağlamında, sırrı ifşa eden kimsenin ilgili işletmenin çalışanı olması, bu eylemden menfaat sağlaması veya eylemin icrasında kusurlu olması gerekmez. Sır teşkil eden bilgilerin ne surette ele geçirildiği de önemli değildir. Hukuka uygun şekilde elde edilen bilgilerin, hukuka aykırı şekilde açıklanması da haksız rekabet oluşturur5 . Çünkü TTK m. 55/1-d’nin ilk cümlede yer alan, “üretim ve iş sırlarını hukuka aykırı olarak ifşa etmek” ifadesinden de anlaşılacağı gibi, “üretim ve iş sırlarının nasıl elde edildiği” önemli olmayıp, bunların “hukuka aykırı şekilde ifşası” ifadesi dolayısıyla “ifşa” şeklindeki davranış veya hareket tarzı haksız rekabet eylemini oluşturur.

İlgili düzenlemenin devamında “özellikle, gizlice ve izinsiz olarak ele geçirdiği veya başkaca hukuka aykırı bir şekilde öğrendiği bilgileri ve üretenin iş sırlarını değerlendiren veya başkalarına bildiren dürüstlüğe aykırı davranmış olur” ifadeleriyle, “üretim ve iş sırlarını hukuka aykırı olarak ifşa etmek” şeklindeki haksız rekabet haline örnek verilir. Bu haksız rekabet örneğinin oluşması için; bilgi ve iş sırları gizlice ve izinsiz olarak ele geçirilmeli veya hukuka aykırı bir şekilde öğrenilen bilgiler ve üretenin iş sırları değerlendirilmeli veya başkalarına bildirilmelidir. Dolayısıyla “gizlice ve izinsiz olarak ele geçirdiği veya başkaca hukuka aykırı bir şekilde öğrendiği bilgileri ve üretenin iş sırlarını değerlendirmek veya başkalarına bildirmek” haksız rekabet halinin özel bir örneğini oluşturur.

Görüldüğü gibi Kanunda, konuya ilişkin iki farklı haksız rekabet hali düzenlenmiştir. Nitekim açılan bir davada Yargıtay, yerel mahkeme kararını yukarıda ifade edilen ayrım sebebiyle bozmuştur. Bahse konu davada, davacı şirketin çalışanının rakip firmada istihdam olunması ve görevden ayrılmasından birkaç gün önce şirket adına hazırlatılan ürünleri ve fiyatları içeren katalogları, davacı şirketin çalıştığı ve çalışmakta olduğu firmalara mail yoluyla gönderdiği iddiası yerel mahkemece, “davalının söz konusu müşteri bilgilerine işi ve görevi gereği vakıf olduğu, söz konusu müşteri bilgilerini dürüstlük kurallarına aykırı bir şekilde elde etmediği, iş akdinin sona ermesinden sonra rekabette bulunmamasına yönelik herhangi bir sözleşme ilişkisinin taraflar arasında söz konusu olmadığı” gerekçesiyle reddedilmiştir. Yargıtay, “davada davalının, davacı şirket nezdinde çalıştığı süre içinde adres ve bilgilerine ulaştığı davacının müşterilerine mail göndermek suretiyle haksız rekabet eylemi gerçekleştirdiği yönünde olduğu, davalının davacı nezdinde çalıştığı süre boyunca, usulsüz şekilde davacı şirketin bilgilerini elde ettiği yönünde bir iddia olmadığını, bu durumda, davacı tarafça sunulan elektronik posta yazışmaları değerlendirilmesi gerektiğine” hükmetmiştir6 . Aşağıda, hükümde yer alan “üretim ve iş sırlarının hukuka aykırı şekilde ifşası” şeklindeki haksız rekabet hali inceleme altına alınmıştır.

Sözlük anlamı ile “sır”, üçüncü kişilerce bilinmeyen gizli bilgilerdir. TTK m. 551-d’de her türlü sır değil, “üretim ve iş sırrı” koruma altına alınır. Üretim ve iş sırrı kavramları TTK’da tanımlanmaz. Ticaret hukukunda benzer bir kavramlara ‘Ticarî Sır, Banka Sırrı ve Müşteri Sırrı Hakkında Kanun Tasarısı’nda rastlanır. Tasarının 2’nci maddesinde, ticari sırrın; “bir ticarî işletme veya şirketin faaliyet alanı ile ilgili yalnızca belirli sayıdaki mensupları ve diğer görevlileri tarafından bilinen, elde edilebilen, özellikle rakipleri tarafından öğrenilmesi halinde zarar görme ihtimali bulunan ve üçüncü kişilere ve kamuya açıklanmaması gereken, işletme ve şirketin ekonomik hayattaki başarı ve verimliliği için büyük önemi bulunan; iç kuruluş yapısı ve organizasyonu, malî, iktisadî, kredi ve nakit durumu, araştırma ve geliştirme çalışmaları, faaliyet stratejisi, hammadde kaynakları, imalatının teknik özellikleri, fiyatlandırma politikaları, pazarlama taktikleri ve masrafları, pazar payları, toptancı ve perakendeci müşteri potansiyeli ve ağları, izne tâbi veya tâbi olmayan sözleşme bağlantılarına ilişkin veya bu gibi bilgi ve belgeleri” ifade ettiği belirtilir. “Ticari sır” kavramı ile “üretim ve iş sırrı” kavramlarının örtüşüp örtüşmediği değerlendirilmelidir: “Üretim sırrı”, bir malın üretilebilmesi için gerekli her türlü teknik bilgidir. “İş sırrı” ise, işletme açısından önemli olan bilgilerdir. “Üretim ve iş sırrı” kavramları ise, birbirini tamamlayan ve sahibine ticari yaşamda geniş koruma sağlamaya yönelik kavramlardır. Her türlü işletme sırrı veya teknik bilgi, fikri ve sınai mülkiyete ilişkin hükümlerce korunsun veya korunmasın, “sır” olarak nitelendirilebilir7 . Dolayısıyla, Tasarıdaki “ticari sır” kavramının, iş sırrı ve üretim sırrı kavramlarını kapsadığı söylenebilir. Yargıtay, eTTK döneminde verdiği bir kararda; ticari sır kavramının en önemli unsurlarının toplumun bilgisi dahilinde olmama ve ilgili alanda rakip firmalarca bilinmeme olduğunu ifade etmiştir8 . TTK m. 55/1-d hükmünün uygulanması açısından, somut olayda bir “ticari sırrın (üretim/iş sırrı)” söz konusu olup olmadığının tespiti önem taşır9 . Nitekim Yargıtay bir kararında, davalı şirketin yararlandığı, davacıya ait bilgilerin ve belgelerin, ticari sırlarının neler olduğu, hangi üretim teknikleri ile satış stratejilerinin davalıda kullanıldığı hususunun açık şekilde hükümde yer alması gerektiğini, aksi halde hükmün infazında tereddüde düşülebileceğini ve davalı şirketin tüm ticari faaliyetine engel olabileceğini vurgulamıştır10 .

Kanunun amacı, “emeğe” dayanan rekabet ortamı yaratmaktır. Dolayısıyla, rakipler tarafından öğrenilmesi halinde zarar görme ihtimali bulunan ve üçüncü kişilere ve kamuya açıklanmaması gereken, işletmenin ve şirketin ekonomik hayattaki başarısı ve verimliliği için büyük önemi bulunan her türlü bilgi, belge “üretim ve iş sırrı” kapsamında değerlendirilir. Fakat ticari yaşamdaki her türlü bilginin sır olarak nitelendirilebilmesi mümkün değildir. Üretim ve iş sırrının mevcudiyetinden bahsedebilmek için, ilgili bilginin, sahibi açısından ticari olarak bir değer ifade etmesi gerekir. Herkesçe bilinen bilginin sır olarak nitelenmesi mümkün değildir. Yargıtay, davacı şirkette renk teknisyeni olarak çalışan davalının iş sırrı sayılabilecek formül içeriklerine vakıf olduğuna, işçinin işletmede elde ettiği “özel bilgilerin” belirlenemediğine, işçinin kendi mesleki bilgisi ve deneyimi ile sektörde faaliyet gösteren pek çok firmada az çok bulunabilecek bilgilerin, benzer üretim tekniklerinin rekabet yasağı ile korunacak iş sırlarından da olmadığına karar vermiştir11 .

Sırrı taşıyan kişinin alanından ayrılmayan ve onun tarafından korunan hususlar “sır” olarak kabul edilir. Belirli bir grup oluşturan ve sırrı taşımakla yükümlü kişilerin ulaşabildiği hususlar da “sır” olarak nitelendirilebilir. Hukuka uygun yollarla bilgiyi öğrenen kişinin, bilginin gizli tutulmasının amaçlandığını bilmesi veya bilebilecek durumda olması gerekir. İşletmenin evraklarında ilan edilen veya işletmeyi gezen bir kişi tarafından zorlanılmadan tespit edilebilen hususların “sır” olarak nitelendirilmesi ise mümkün değildir. Sır sahibinde, ilgili bilgilerin gizli tutulması iradesinin mevcut olması şarttır. Sır sahibinin, bilgiyi sır olarak saklama iradesi olmamasına rağmen bilginin tesadüfen küçük bir sırdaş grubu tarafından bilinmesi, ilgili bilgiye sır niteliği vermez. Sır sahibi, belirli konuların kamuya duyurulmaması konusundaki iradesini açıklamalı veya bu konuda susulması gerektiğini bildirmelidir. İşletme sahibinin sırrın saklanması konusunda sır çevresini bilgilendirmesinde eksiklik meydana gelmesi halinde ise, söz konusu bilgiler “sır” olarak kabul edilip, korunamaz12 .

Haksız rekabet hukuku uygulaması açısından, somut olayda hangi hususların “sır” olarak nitelendiğinin belirlenmesi önem taşır. Sırrın korunması kavramına iş hukukunda önem verilir. İş hukukunda; işçi, iş verenin üretim ve iş sırlarını korumakla yükümlüdür. Federal mahkeme bazı davalarda şu hususların sır olduğuna hükmetmiştir: Renkli fotoğraf üretim süreci (BGE 23/1897 I 121), teknik ve matematiksel sayım aracı (BGE 64/1938 II 170), alım, tedarik kaynağı, üretim, organizasyon, fiyat hesaplaması, pazarlama bilgileri (BGer in ZR 57/1958 Nr: 6), tasarım fikirleri (BGE 77/1951 II 263), orjinal mekanizmalar veya yöntemler (BGE 88/1962 II 322), müşteri ve isim listesi (sadece isim ve adres değil, ayrı bazı bilgiler de içeren) (BGE 25/1899 II 528), müşteri bilgileri, fiyat hesaplamaları, nakil ve montaj terminleri, ürün kampanya sonuçları, pencere planları (BGer in ZR 82/1983 Nr. 126 E.), kapalı oturumlarda yönetimin oylama tutumu (LSK-Nr. 87/2006). Fakat Mahkeme, şu hususların sır kapsamında olmadığını da belirlemiştir: Rakip tarafından zaten bilinen bir yöntem (HGer ZH in Mitt. 1982 228), müşteri kazanma yöntemi (BGer in Zr 82/1983 Nr. 126 E V.8), ilgili alanda bir şekilde bilinmesi gereken büyük müşterilerin adresleri (HGer SG in Mitt 1983/2 137), piyasadan satın alınabilen bir kitapta bulunan kuram (Bger in Mitt. 1984/2 281)13 .

Üretim ve iş sırrından anlaşılması gereken, kolayca akılda kalan formül, plan veya herkesin malumu olan hususlar değildir. Bilginin üretim veya iş sırrı olarak nitelenmesi için rekabet üstünlüğü sağlaması da gereklidir14 . Rekabet üstünlüğü sağlamayan, sektörün ilgililerinin malumu olan hususlar sır olarak kabul edilemez. Dolayısıyla, bir bilginin sır olarak değerlendirilmesi için ilgili alanda rakip firmalarca bilinmemesi ve bu sır nedeniyle üretilmiş ürünlerin, ilgili alandaki ürünlerden farklı olması gerekir15 . ETTK döneminde Yargıtay, davacıya ait projelerin davalı tarafından diğer davalılara gönderildiği, gönderilen projelerin özgün olmadığı, hali hazırda lunaparklarda kurulu bulunan makinelere ilişkin çizimler olduğu bu nedenle haksız rekabet oluşmayacağına; fakat iktisadi rekabetin her türlü suiistimalinin, eTTK m. 56 gereği, haksız rekabet teşkil edeceğine ve bu kapsamda olayın, başkasının iş mahsulünün kullanılması olarak değerlendirilebileceğine karar vermiştir16 . Bu bağlamda, kamuya açık bilgiler, kısa bir araştırmayla rahatça ulaşılabilecek bilgiler “üretim ve iş sırrı” olarak değerlendirilemez. İşletme içinde ilgili bölümde çalışan işçinin o bilgiye sahip olması, bilginin “sır” niteliğini değiştirmez17 . Nitekim Yargıtay, ayakkabı sektöründe üretim şefi olan davalının bu iş yerinden ayrılarak, kendi firmasını kurması ve eski iş yerindeki ticari sırları kullanması dolayısıyla haksız rekabetin gerçekleştiği iddiasıyla açılan davada, dava konusu ürünün üretiminde davacı tarafından ticari sır sayılabilecek bir üretim tekniği izlenip izlenmediği, davacının üretime ilişkin bilgilerinin sır niteliğinde olup olmadığı konusunda eksik inceleme yapıldığına kanaat getirmiştir. Söz konusu davada Mahkeme, ilgili eksikliğin giderilmesi için üretim aşamalarına ilişkin bilgilerin ve tekniklerin harcıalem olup olmadığının ve davacı şirketin üretim formulasyonlarının, tekniğin bilinen durumundan farklı olup olmadığının araştırılarak ve gerektiğinde taraf numuneleri üzerinde analiz yapılarak hüküm kurulması gerektiğine karar vermiştir18 .

Sır, hiç bilinmeyeni değil; uzun ve masraflı uğraşılar sonucu elde edilebilen bilgileri de içerir. Sırrın yeni olmasına da gerek yoktur19 . Bazı hallerde ise bilginin elde edilmesi için yatırım yapılmış olması, o bilgiye “iş veya üretim sırrı” olma vasfı kazandırır. Fakat, edinilen bilginin ticari sır olarak korunması için bu hal her zaman şart değildir. İşletme sahibince tesadüfen elde edilen bilgi de sahibine rekabette üstünlük sağlıyor, sahibi açısından ticari değer ifade ediyor ve sahibinin devam eden süreçte bilginin gizli kalması iradesi mevcut ise “ticari sır” kapsamında değerlendirilir20 .

Üretim sırrına ilişkin hukukumuzdan şu örnekler verilebilir: Pırlanta kesim makinasının orjinal mekanizması gibi özel üretim usulleri, otomobil modeline ilişkin dizayn bilgileri, bir içeceğin kimyasal bileşimi, patent başvuruları. İş sırrına ilişkin olarak müşteriye özel olarak hazırlanmış müşteri taleplerini ve tercihlerini gösteren çizelgeler, üretim ve fiyat bilgileri21 . İsim ve adres yanında başka bazı bilgileri içeren müşteri listesi sır olarak kabul edilebilir. Yargıtay, asansör ray üretimi işiyle iştigal eden davacının işletmesinde iç piyasa satış sorumlusu olarak çalışan davalıların, iş yerlerinden ayrılarak başka bir şirkette çalışmaya başladıkları ve şirket sırrı sayılan müşteri portföyünü yanlarında götürüp kullandıkları davada, davalıların bu eylemlerinin haksız rekabet teşkil ettiğine ilişkin yerel mahkeme kararını onamıştır22 . Bu bağlamda, işletmeye ait üretim, dağıtım, organizasyon ve yönetim alanında oluşturulan teknik, ticari bilgi ve tecrübeler de iş sırrı kavramına girer23 .

Çalıştığı işletmenin pazarlama ağını görevi gereği öğrenen kimsenin ilgili işletmeye rakip bir ortaklık kurması ve elde ettiği sırları burada kullanması veya transfer ücreti alarak başka bir işletmede çalışmaya başlaması, TTK m. 55/1-d bağlamındaki haksız rekabet haline örnek olarak gösterilebilir24 . Fakat, resmi makamlarca ve kuruluşlarca kamu güvenliği sebebiyle yapılan beyanlar “sır” kapsamında değerlendirilmeyeceği gibi; bu beyanlara haksız rekabet hükümleri uygulanmayacaktır25 .

;